<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kastamonu Merkez Halaçlı Köyü-Kastamonu Köyleri-Kastamonu Tanıtım Sitesi</title>
	<atom:link href="http://halaclikoyu.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://halaclikoyu.com</link>
	<description>Kastamonu Halaçlı Köyü Websitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Jun 2010 14:05:21 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>BABY KİLLER İSRAEL (Bebek Katili İsrail)</title>
		<link>http://halaclikoyu.com/israel/</link>
		<comments>http://halaclikoyu.com/israel/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 May 2010 15:16:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halaçlı Köyü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Halaçli Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://halaclikoyu.com/?p=1821</guid>
		<description><![CDATA[
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
&#8220;&#8221;BABY KİLLER İSRAEL&#8221;"

**İSRAEL: Wailing wall, the wall of shame**
**THE WORLD REMAİN İNDİFFERENT**
**YOUR COULD BE İN YOUR COUNTRY**
**YOUR FAMİLY MAY BE AT**
**YOU COULD BE**
 
Bir ulus düşünün tarihi 60 yıl. Bir ulus düşünün Allah tarafından lanetlenmiş.Bir ulus düşünün Allahın gazabından kurtulmak için hergün ağlama duvarına koşup af dileyen.Bir ulus düşünün insanlık suçu işleyen, bebeklere kurşun sıkan ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-1833 alignleft" title="CB015977" src="http://halaclikoyu.com/resimler/israel_11.jpg" alt="CB015977" width="609" height="483" /></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><span lang="EN"><span lang="EN">&#8220;&#8221;BABY KİLLER İSRAEL&#8221;"</span></span></p>
<p><span lang="EN"><span lang="EN"><br />
**İSRAEL: Wailing wall, the wall of shame**</span></span></p>
<p><span lang="EN"><span lang="EN">**THE WORLD REMAİN İNDİFFERENT**</span></span></p>
<p><span lang="EN"><span lang="EN">**YOUR COULD BE İN YOUR COUNTRY**</span></span></p>
<p><span lang="EN"><span lang="EN">**YOUR FAMİLY MAY BE AT**</span></span></p>
<p><span lang="EN"><span lang="EN">**YOU COULD BE**<br />
 </span></span></p>
<p><span lang="EN"><span lang="EN">Bir ulus düşünün tarihi 60 yıl. Bir ulus düşünün Allah tarafından lanetlenmiş.Bir ulus düşünün Allahın gazabından kurtulmak için hergün ağlama duvarına koşup af dileyen.Bir ulus düşünün insanlık suçu işleyen, bebeklere kurşun sıkan ve soykırım yapan.</span></span></p>
<p><span lang="EN"> </span>Bebek Katili İSRAİL</p>
<p>Coğrafi olarak, Asya kıtasında bulunmaktadır; batısında Akdeniz , kuzeyinde Lübnan ve Suriye, doğusunda Ürdün, güneyinde ise Mısır ve Kızıldeniz ile çevrilidir. Başkenti Knesset (İsrail Meclis) kararına göre Kudüs’tür. Ancak bu durum Birleşmiş Milletler tarafından tanınmamaktadır. İsrail, nüfusunun çoğunluğu Yahudi olan tek devlettir.</p>
<p>Uzun ve dar bir şekile sahip olan İsrail, 470 km uzunluğunda olup, en geniş bölgesi yaklaşık 135 km’dir. Sınırları ve ateşkes hatları içerisinde kalan toplam yüzölçümü 27.817 km²’dir. İsrail, yaklaşık 7.282.000′luk nüfusuyla, çeşitli din, kültür ve sosyal geleneklere sahip insanları bir araya getirmiştir.</p>
<p>Ankara ilimiz kadar bir yüz ölçümüne sahip bu devletin tek amacı TOPRAKLARINI GENİŞLETMEKTİR.</p>
<p>Bu toprak genişletme amaçlı soykırım girişimi ile Filistini işgal etmiş bir çok yere sahiplenmiş ve Gazzeye kadar dayanmıştır. DAVOS’DA Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının (ONE MİNUTE) “ bir dakika” SİZ BEBEK KATILISINIZ demesiyle Dünya’nın sessiz kaldığı ve yapılan soykırımlara göz yumduğu bu ülkeye karşı Türk ulusu ayaklanmış Gazzeye sahip çıkımıştır.</p>
<p>Son yaşanan marmara feribotu saldırısından sonra yine Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Dünyaya seslenmiş Birleşmiş Milletleri ve Arap islam konseyini toplayarak Dünya genelinde İsraili kınayan bir bildiri yayınlayarak Dünyanın dikkatlerini Gazze’deki insanlık dışı uyğulamalara çekmiştir.</p>
<p>Bugün Dünya genelinde İsrail devletini kınayan İsrail ürünlerini boykot ederek İsraile yaptırım uyğulayan ülkeler çoğalmış ve israilin kanlı eylemlerine son vermesi nezlinde mitingler düzenlenmiştir.</p>
<p>Toplum olarak bu bebek katillerine soykırımcılara elbette duyarsız kalmayacağız. Türkiye Cumhuriyeti halkı tek yumruk olmuştur. Ulus olarak aynı düşünmek aynı haraket etmek gerekmektedir. Bu kişisel bir mesele degildir. Bir partinin de kişisel meselesi degildir. Bu toplumun biz müslüman Türk ulusunun meselesidir.</p>
<p>Bir çok müslüman ülkenin dahi sessiz kaldığı bu olaylara Türk ulusu olarak asla sesiz kalmayacağız. Türkiye Ortadoğuda söz sahibi en büyük güçtür.</p>
<p>Bebek katili terörist İsrail Türk’ün gücünü ve korkusunu ensesinde hissetti sonsuza kadar da hissedecektir. Dünya devletleri de Türk ulusunun gücünün farkında. Dünyanın her köşesinde barış elçiliği yapan Türkiye Dünya’nın tüm dkkatlerini üzerine çekmiş Dünya’da sulh cihanda sulh ilkesine sahip bir ülke olduğunu kanıtlamıştır.</p>
<p>Dünya ve terörist bebek katili israil iyi bilmeliki biz 60 yıllık yada 600 yıllık bir ulus değiliz..</p>
<p><span style="font-family: Times New Roman TUR;"><span style="font-family: Times New Roman TUR;"><span lang="TR"><strong>&#8220;BİZ TÜRK ULUSUYUZ&#8221; </strong></span></span></span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman TUR;"><span style="font-family: Times New Roman TUR;"><span lang="TR"><strong>&#8220;TÜRK OLUSU DÜNYA&#8217;NIN VAR OLUŞUYLA VAR OLDU..ANCAK YOK OLUŞUYLA YOK OLUR&#8221;</strong></span></span></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Times New Roman TUR;"><span style="font-family: Times New Roman TUR;"><span lang="TR">Numan Ayanoğlu</span></span></span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman TUR;"><span style="font-family: Times New Roman TUR;"><span lang="TR"><img class="size-medium wp-image-1851 alignnone" title="israel-9" src="http://halaclikoyu.com/resimler/israel-9-300x223.jpg" alt="israel-9" width="300" height="202" /></span></span></span><span style="font-family: Times New Roman TUR;"><span style="font-family: Times New Roman TUR;"><span lang="TR"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1852" title="israel-3" src="http://halaclikoyu.com/resimler/israel-3-300x202.jpg" alt="israel-3" width="300" height="202" /></span></span></span><img class="aligncenter size-medium wp-image-1854" title="israel-10" src="http://halaclikoyu.com/resimler/israel-10-300x252.jpg" alt="israel-10" width="300" height="202" /><img class="aligncenter size-medium wp-image-1855" title="gazze-1" src="http://halaclikoyu.com/resimler/gazze-1-300x206.jpg" alt="gazze-1" width="300" height="206" /><img class="aligncenter size-medium wp-image-1856" title="gazze-4" src="http://halaclikoyu.com/resimler/gazze-4-300x205.jpg" alt="gazze-4" width="300" height="202" /><img class="aligncenter size-medium wp-image-1857" title="israel-2" src="http://halaclikoyu.com/resimler/israel-2-300x195.jpg" alt="israel-2" width="300" height="195" /><img class="aligncenter size-medium wp-image-1858" title="israel-8" src="http://halaclikoyu.com/resimler/israel-8-300x199.jpg" alt="israel-8" width="300" height="202" /><img class="aligncenter size-medium wp-image-1859" title="israel-6" src="http://halaclikoyu.com/resimler/israel-6-300x218.jpg" alt="israel-6" width="300" height="202" /><img class="aligncenter size-medium wp-image-1860" title="gazze" src="http://halaclikoyu.com/resimler/gazze-300x224.jpg" alt="gazze" width="300" height="202" /><img class="aligncenter size-medium wp-image-1863" title="israel-7" src="http://halaclikoyu.com/resimler/israel-7-300x204.jpg" alt="israel-7" width="300" height="202" /><img class="aligncenter size-medium wp-image-1862" title="gazze-3" src="http://halaclikoyu.com/resimler/gazze-3-300x198.jpg" alt="gazze-3" width="300" height="202" /><img title="gazze-2" src="http://halaclikoyu.com/resimler/gazze-2-212x300.jpg" alt="gazze-2" width="300" height="300" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://halaclikoyu.com/israel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hesabını Verememek</title>
		<link>http://halaclikoyu.com/hesabini-verememek/</link>
		<comments>http://halaclikoyu.com/hesabini-verememek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 18:43:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halaçlı Köyü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nurcan Fettahoglu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://halaclikoyu.com/?p=1805</guid>
		<description><![CDATA[Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur..
DÜNYADAKİ İLK GÜZELLİK ÖMRÜNÜZ OLSUN&#8230;
Nurcan Fettahoğlu
 
 
 ŞART OLSUN KİLOSU SEKSENE GELDİ / KASTAMONU HİKAYESİ
Taşköprülü  Hafız Ağa, bir Hıdrellez günü(6mayıs) karısı Hafız Ana’yı  karşısına aldı:
-Kız Hafız, geçen Hıdrellezde söz verdiğim kuzuyu bu gün alıyom! dedi.
Hafız Ana, kırkını bitirmiş, etine dolgun, dindar bir kadındı.
- Canım Hafız Ağa bu kuzu işi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #993366;"><strong><img title="nurcan" src="http://halaclikoyu.com/resimler/nurcan1.jpg" alt="nurcan" width="98" height="98" />Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur..<br />
DÜNYADAKİ İLK GÜZELLİK ÖMRÜNÜZ OLSUN&#8230;</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #993366;"><strong>Nurcan Fettahoğlu</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #993366;"><strong> </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #993366;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #993366;"> </span>ŞART OLSUN KİLOSU SEKSENE GELDİ / KASTAMONU HİKAYESİ</p>
<p>Taşköprülü  Hafız Ağa, bir Hıdrellez günü(6mayıs) karısı Hafız Ana’yı  karşısına aldı:</p>
<p>-Kız Hafız, geçen Hıdrellezde söz verdiğim kuzuyu bu gün alıyom! dedi.</p>
<p>Hafız Ana, kırkını bitirmiş, etine dolgun, dindar bir kadındı.</p>
<p>- Canım Hafız Ağa bu kuzu işi de bir sakız oldu ağzına senin!</p>
<p>- Yok, şart olsun ki bu akşam alıyom kız!</p>
<p>Gerçekten de Hafız Ağa karısına verdiği sözü ilk defa tutarak Taşköprü’nün kuzu pazarına çıktı. Elleri arkasında bir sürüden öteki sürüye geçerek bir tanesini gözüne kestirmeye çalıştı. Köylüye sordu:</p>
<p>- Ağa kaça bu kuzu?</p>
<p>- Altı  lira Hafız Ağa!</p>
<p>- Eh eşek mi satıyon len? Şimdi eşekler altı lira ediyor</p>
<p>Köylü: Ne diyon sen Ağa ne diyon? Goç bu goç, üzerine binde çaydan geç!</p>
<p>Ulan bu alt tarafı kuzu be! Olacağını söylede alalım şunu!<br />
Hafız Ağa, kuzuya dil döken bir kurt gibi bunları söylüyor, bir taraftan da kuzunun gerçek değerini hesabediyordu. Elleri kıçında sallana sallana biraz ileri doğru yürüdü, çobana(köylüye) doğru dönerek:<br />
Paramız çıkışmıyo Ağa fazla istiyon fazla!<br />
Vakit akşamdı.  Çoban sürüyü tolayıp gitmek istiyordu.</p>
<p>İyi ama Hafız Ağa sen ne veriyon bakalım? Hiç değeri yok mu bu malın?<br />
Ağa, bir üç lira var sana! Akşam akşam Hafız Ağanın helal parasını alıver haydi!<br />
Uzatmayalım. Hafız Ağa, vur aşağı vur yukarı on beş kiloluk bir kuzuyu dört liraya aldı. Boynuzlarında bağlayıp eve çekti geldi.</p>
<p>Kız Hafız aç kapıyı aç!<br />
Hafız Ana akşam namazı abdestini almaya hazırlanıyordu.</p>
<p>Demek alıverdin Ağa öyle mi?<br />
Tabii kız! Sen bir duvar dibine çekiver hele şunu, ben komşulardan yonca getirmeye gidiyorum.<br />
Pek ala kuzu alındı ama, bir de kuzunun kesimi vardı.İşte Hafız Ağa bunu hiç düşünmemişti. Acaba kime kestirse… İlyas’ın kör İsmail ne güne duruyordu. Hafız Ağa’nın elide büyümüştü. Hafız Ağa Taşköprü’de kuzu kestirmek için para verecek değildi ya… Ağa, o akşam karısıyla İsmail’e haber gönderdi. Ertesi sabahta İsmail oğlan elinde kendi bıçağıyla geldi. Kuzunun kanı bahçenin kenarına akıtıldı. Bu iş kaşla göz arasında bitti.</p>
<p>Hafız Ağa  bu sırada etin kilosu için ne kadar ucuza mal olduğunu düşünüyor ve keyifleniyordu.</p>
<p>Fakat şu Hafız Ana’ya da bir bakın hele canım!</p>
<p>Ağa İsmail kuzuyu kesti ya!<br />
Kesti!<br />
Eh eli boş göndermek olmaz!<br />
Ne yapacakmışız yani Hafız Ana! İlyas’ın oğluna bir de para mı verelim yani?<br />
Ama Ağa, para vermesek de yemeğe alıkoyalım. İsmail de seninle yiyiversin.<br />
Kız Hafız, etin kilosu kırkı aşarsa ne yapacağız? Bilseydim böyle olacağını kasaptan hazır et alırdım.<br />
Aman, ayıp olur vallahi Hafız Ağa! Konuya komşuya kuzu eti yollamasak da  olur ama İsmail’i bırakmaz olmaz.<br />
Hafız Ağa  şöyle bir düşündü. İsmail yemeğe kalacak olursa etin kilosu kaça gelir? Fakat Hafız Ana’nın ısrarına dayanamadı.</p>
<p>İsmail oğlum hişşşt! Elini yıka da yukarıya gel!<br />
İsmail’den önce yukarıya çıkıp tepsi başına İsmail’den daha önce kendi fırladı. Yemekte ne var ne yok görecekti. Odaya girer girmez yemek sinisinin az ötesinde, köşeye bırakılmış bir tepsi ‘kıvrım tatlısı’ gözüne ilişti. Hemen tatlıyı sedirin altına sürdü sürmedi ki İsmail kapıdan göründü.</p>
<p>Ooo buyurun! Buyurun! Sıkılma oğlum sıkılma! İsmail burası da senin bir evin sayılır. Çorba nasıl oğlum? Oh! Oh! Oh!&#8230; Hafız Ağa hem bunları söylüyor, hem de börekli çorbaya kaşık sallıyordu.<br />
İsmail, sıkılgan sıkılgan tepsinin bir köşesine ilişmiş, çorbaya iki üç kaşık atmıştı ki çorba bitiverdi. Çorba tası alındı, yerine börek ızgarası(közde pişirilmiş) komdu. Hafız Ağa:</p>
<p>Ye emminin aslanı ya! Allah aşkına ye! Et giren yere dert girmez oğlum!<br />
Hafız Ağa, hem öyle söylüyor, hem de börek ızgarasını atıştırıyordu.</p>
<p>Bu sırada beyaz başörtüsü ile Hafız Ana gözükür. Hafız Ana, kıvrım tepsisini aramaya başlıyor. Hafız Ağa da İlyas’ın kör İsmail’in yediği böreklerle etin kilosunun kaça geldiğini hesaplıyordu. Üstelik Hafız Ana’nın elinde bir paket</p>
<p>Oğlum İsmail! Giderken şu ciğeri de annene götürüver!<br />
Hafız Ağa bunu görünce içi iyiden iyiye eridi. Kendi kendine iyi ki şu kıvrım tepsisini sakladım dedi.</p>
<p>Hafız Ana’nın gözleri bir sağda bir solda dolaşıyor, kıvrım tepsisini arıyordu.</p>
<p>Ağa, ya kıvrım tepsisi nerede?<br />
Hafız Ağa, kaş, göz işaretiyle maksadını anlatamayınca sedirin altını göstermeye mecbur kalır, ağzındaki baklayı çıkarır.</p>
<p>– Kız Hafız! Bırak Allah aşkına, hani ne derler ona, dışarıda etin kilosu kırka,’ŞART OLSUN BİZDE SEKSEN KURUŞA GELDİ.’</p>
<p>**********************************************************************</p>
<p><img title="&quot;allowfullscreen&quot;:&quot;true&quot;,&quot;allowscriptaccess&quot;:&quot;always&quot;,&quot;src&quot;:&quot;http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1475566&quot;,&quot;bgcolor&quot;:&quot;#000000&quot;,&quot;wmode&quot;:&quot;window&quot;" src="http://halaclikoyu.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/media/img/trans.gif" alt="" width="463" height="337" /></p>
<p>Bazen hep düşünürüm, neden bu hayat bu kadar çilekeş diye.<br />
Neden doğru dürüst bir yaşam yok!<br />
Neden tam bir mutluluk yok.<br />
Oysa yaşam sınırlı..<br />
Er  ya da geç sonu belli.<br />
Ne kadar uzun yaşasanda ne kadar çok hükümdarlık sürsende yine de nafile.<br />
Oysa bu gerçeği insanlık tarihinden bu yana  biliyor.<br />
Biliyor ama yine de aynı tas aynı hamam havası.<br />
O kadar çok gelmiş geçmiş büyük düşünürler, tarihe yön verenler olmuş ama hayata dair bir şeyler boş kalmış sanki.<br />
Yaşantımızın büyük bir alanını olmaması gereken boş işler doldurduğu için mi bu kadar bozuk bu düzen?<br />
Neden kimi zaman insanın elinden hiç bir şey gelmiyor?<br />
Neden kötülük devam ediyor?<br />
Vurgunlar, soygunlar, hırsızlık, üçkağıtçılık, haram para gibi bir çok şey eskiden olduğu gibi devam ediyor.<br />
Neden hileyle gemisini yürütenlere kaptan deniyor?<br />
Neden bazen kötülükte kazanıyor?<br />
Neden iyilikten maraz doğuyor?<br />
<img style="margin: 3px;" title="mutluluk_resmi" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/11/mutluluk_resmi1-300x274.jpg" alt="mutluluk_resmi" width="150" height="150" />Oysa o kaptan hakkıyla değil hileyle kazanmış, hak etmemiş kaptan olmayı.<br />
Aşağıdaki öykü insanın önce kendini tartması, kendisiyle hesaplaşmasını çağrışım yaptırdığı için paylaşmak istedim. İster inanın ister inanmayın,  dinsel inançlar bir yana, sadece içinde güzelliğe bir örnek olduğu için paylaşıyorum. Çünkü toplumun temizliği ve düzeni bireyin temizliğinden geçiyor. Ancak temiz bireylerle toplumun mutluluğu sağlanıyor. Kalabalık alanların ortasında tek bir bireyin çıkardığı kötü bir olay bütün insanları etkiliyor.<br />
“Bir şehrin en zengini öldügünde, tellallar sokaklara dökülüp; &#8220;Ey ahali&#8221;, diye bağırmışlar. &#8220;Biliyorsunuz Veli efendi öldü. Bir vasiyeti var. Ahiret hayatına alışabilmek için, kendisine bir günlük yardımcı arıyor. Kim ki, mezardaki ilk gecesini onunla beraber girerse, Veli Efendiye ait servetin yarısı kendisine verilecektir. Ey ahali,duyduk duymadık demeyin.<br />
Tellalların bütün çabasına rağmen kimse bu parlak, fakat korkulu vasiyete kulak vermemiş. Ama sonunda, şehrin en fakir sırt hamallarından birisi çıkmış ortaya. Adamcağız bakmış ki, hayatta zaten sırtındaki küfesinden ve ipinden başka bir şey yok. O halde &#8220;hamal olarak yatıp, ertesi sabah zengin olarak kalkarım&#8221; diyerek razı olmuş. Genişçe bir mezara,iyice kefenlenen zengini ve yanına hamalı yatırmışlar.Az sonra sual melekleri gelmiş &#8220;İkisi de bize emanet&#8221; diye konuşmuşlar.&#8221;Zengin nasıl olsa kalacak, şu hamaldan başlayalım.&#8221;<br />
Sormuşlar,&#8221;Dünyada malın mülkün var mıydı?&#8221;<br />
&#8220;Alay etmeyin&#8221; demiş, hamal. &#8220;Sırtımdaki küfeden ve ipten başka hiç bir şeyim olmadigini siz de bilirsiniz.&#8221;<br />
&#8220;Peki”, diye eklemiş melekler, &#8220;O ipi ne karşılıgında aldın? Sonra küfeyle ne iş gördün de nasıl elde ettin?&#8221;<br />
Anlatmış hamal; &#8220;Beş kişinin malini 10 kuruşa taşıdım. İkisini yedim, sekizini sakladım. Ertesi gün de aynı işleri yaptım. Yemedim içmedim, ucuza taşıdım ve bunları aldım.&#8221;<br />
Melekler, “Çık”, demişler, çık. Olmadı. Hasan Efendiden aldığın para, hak  ettiginden çok düşük. Biz ondan bunun hesabını soracagız. Mehmet Efendiyle de ucuza anlaşmış ve ucuza taşımışsın.&#8221;<br />
“İyi ama”, diye cevaplamış hamal, “Hakettiğim parayı isteseydim, bana taşıttırmazdı. Taşıttırmayınca da aç kalırdım.&#8221;<br />
&#8220;O bizim işimiz&#8221; demiş melekler, &#8220;Nasıl olsa buraya o da gelecek.Biz senin adına ona sorarız.&#8221;<br />
Melekler, hamal`ı sıkıştırmaya devam etmiş.<br />
&#8220;Söyle bakalım, aldıgın paranın kaçını yedin, kaçını sakladın?&#8221;<br />
&#8220;On kuruş aldıysam, yarısını sakladım. İki kuruş aldıysam, bir kuruşunu biriktirdim.&#8221;<br />
&#8220;Çık&#8221; demiş melekler.&#8221;Yine olmadı, hem ucuza taşımışsın, hem de gıdandan kesmişsin.Yani sen, kendi nefsine zülmetmişsin. Nefsine zülmetmek de günahtır, bilmez misin?&#8221;<br />
Hamal ne cevap verecegini düşünüp ecel terleri dökerken, sabah olmuş.<br />
Açılan mezardan yukarıya bir bakmış ki, bütün millet orada. Kadı Efendi ve şehrin mehter takımı da kendisini bekliyor. Bir kıyamet ki sormayın.<br />
&#8220;Kutlu olsun&#8221; demişler.&#8221;Bu gece kimsenin yapamayacağı bir işi başardın ama bak artık zengin oldun.&#8221;<br />
&#8220;Yooo&#8221;, diye bağırmış hamal. &#8220;İstemem , sizin  olsun. Ben, bir iple küfenin hesabını sabaha kadar veremedim, ya o kadar servetim olsaydı, ne yapardım?”(*1)&#8221;<br />
Hesabını veremediğimiz çok şey var mı hayatımızda?<br />
Bize kazanç sagladığını sandığımız ama bir zaman sonra kazancın bize mutsuzluk getirdiğini bilemediğimiz gibi.<br />
Ve son günlerde herkes nasılda bilmiş oldu, değil mi?<br />
Herkes herşeyi biliyor!<br />
Her konuda söyleyecek bir sözü buluyor.<br />
Konuyla uzaktan yakından ilgisi olmayanlar ve eğitimini almamış olanlar bile saatlerce  nutuk atabiliyor.<br />
Gemi çok kalabalık ama herkes kaptan, tayfa yok.<br />
Yalancı kaptanlar bol.<br />
Kaptancılıkla bir gemi ne kadar güvenli yol alabilir?<br />
Yalancı kaptanların kime faydası olabilir?<br />
Ama gelin görün ki zaman zaman o kaptancılıkları dümende görebilsiniz.<br />
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar ne kadar fazlalaşmış.</p>
<p>öyküde anlatılan kurgu bana internet aracılığıyla ulaştığından yazarını bilemediğim için yazamadım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://halaclikoyu.com/hesabini-verememek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arkadaşlık</title>
		<link>http://halaclikoyu.com/arkadaslik/</link>
		<comments>http://halaclikoyu.com/arkadaslik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2009 08:25:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halaçlı Köyü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Numan Ayanoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://halaclikoyu.com/?p=1724</guid>
		<description><![CDATA[Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkanı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış ama bulamamış… Yük taşımış, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1725" title="terzi" src="http://halaclikoyu.com/resimler/terzi.jpg" alt="terzi" width="300" height="266" />Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkanı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış ama bulamamış… Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini…<br />
Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş arabadan inen yaşlı adam,<br />
“Yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer” diye söylenmiş.<br />
Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş. Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle. Birden siniri geçiveren ihtiyar,<br />
“Zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur, ona nasıl yardım etsem acaba?” diye düşünmeye başlamış.<br />
Oysa terzinin düşlediği paltonun sıcaklığı değilmiş. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde dikilmediğini düşünüyormuş. Yaşlı işadam, terzinin yanına yaklaşıp,<br />
“Ne o evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim” deyince,<br />
“Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman göstermiş” diye yanıt vermiş terzi.<br />
Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmış. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödediği halde kendisine bir türlü yakıştıramıyormuş.<br />
“Soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?” diye soran yaşlı adam,<br />
“Ben terziyim” yanıtını alınca<br />
“Benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın” diyerek arabaya bindirmiş bizim terziyi.<br />
Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuş. Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever yaşlı adam, terziye bir dükkan açmasına yetecek kadar para vermiş. Bunun karşılığında tek istediği kendi giysilerini bu genç adamın dikmesiymiş. Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya başlamış. Bu arada yaşlı işadamı da desteğini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin kişilerle tanıştırarak yeni siparişler almasını sağlıyormuş. Küçük dükkan önce kocaman bir modaevine dönüşmüş, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık “ünlü işadamı” diye anılır olmuş.<br />
Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş. Terzi çok büyük bir iş bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekm iş ve uçağa yetişmesine az bir zaman varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaşlı adam birden fenalaşmış, kalp krizi geçiriyormuş. Hemen bir ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmasını sağlamış. Yeni işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği için uçağa yetişmiş. Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun süre hastanede yatmış, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuş. Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan oraya koştururken bir türlü yaşlı adamı ziyarete gidememiş.<br />
Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş ki bu sefer de utancından yaşlı adamın kapısını çalamaz olmuş. Bir süre sonra terzinin işleri yolunda gitmemeye başlamış. Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala kala yine küçücük bir dükkan kalmış. Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş hemen nerede hata yaptığını sormak için. Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul etmiş ama, anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş.<br />
Ve başlamış anlatmaya:<br />
“Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse ona güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola koyulmuş.<br />
Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini duymuş. Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. Bülbül ona<br />
“Senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın” demiş.<br />
Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye başlamış. Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş. Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış oradan. Gösteri başladığında ise eşeği her zamanki gibi güzel şarkılar söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış.<br />
Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini koparmasaydın…”<br />
Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiş terzi, çünkü söyleyecek bir sözü yokmuş…<br />
Dostluk iplerinizi koparmamanız dileğiyle…….</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://halaclikoyu.com/arkadaslik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğitime Bakış</title>
		<link>http://halaclikoyu.com/zeki-karaman/</link>
		<comments>http://halaclikoyu.com/zeki-karaman/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Dec 2009 21:36:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halaçlı Köyü</dc:creator>
				<category><![CDATA[M.Zeki Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[cografya dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[egitime bakis]]></category>
		<category><![CDATA[halaçlı]]></category>
		<category><![CDATA[Halaçli Köyü]]></category>
		<category><![CDATA[kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[kastamonu köyleri]]></category>
		<category><![CDATA[kastamonu resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[Numan Ayanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[zeki karaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://halaclikoyu.com/?p=1670</guid>
		<description><![CDATA[
Bir şey ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir.
Vaktiyle bir şeyh, yıllarca yanında yetiştirdiği müridini imtihan etmek ister. Onun eline iri bir pırlanta verip, “Oğlum” der, “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.”
Mürit elinde pırlanta, bir bakkal dükkanına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/12/M.zekikaraman.jpg" alt="M.zekikaraman" title="M.zekikaraman" width="142" height="142" class="alignleft size-full wp-image-1711" /><br />
Bir şey ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Vaktiyle bir şeyh, yıllarca yanında yetiştirdiği müridini imtihan etmek ister. Onun eline iri bir pırlanta verip, “Oğlum” der, “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.”</p>
<p style="text-align: justify;">Mürit elinde pırlanta, bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu alır mısınız?” diye sorar.Bakkal, parlak bir boncuğa benzettiği mücevheri alır; elinde evirir çevirir, sonra, “Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın” der. Mürit teşekkür edip çıkar. Bir manifaturacıya gider.Oda parlak bir taşa benzettiği mücevhere ancak bir beş lira vermeye razı olur. Üçüncü olarak semerciye gider.</p>
<p style="text-align: justify;">“Buna ne verirsiniz?” diye sorar.Semerci şöyle bir bakar, “Bu” der, “benim semerlere iyi süs olur. Bundan, kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.”</p>
<p style="text-align: justify;">Mürit en son olarak kuyumcuya gider. Kuyumcu, mücevheri görünce yerinden fırlar. “Bu kadar büyük pırlantayı nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder: “Buna kaç lira istiyorsun?”</p>
<p style="text-align: justify;">Mürit sorar, “Siz ne veriyorsunuz?”</p>
<p style="text-align: justify;">“Ne istiyorsan veririm.”</p>
<p style="text-align: justify;">Mürit, “Hayır veremem” diye taşı almak için uzanınca, kuyumcu yalvarmaya başlar: &#8220;Ne olur bunu bana sat. Dükkânımı, evimi, arsalarımı vereyim.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Mürit, emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyatını öğrenmek istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.</p>
<p style="text-align: justify;">Şeyhinin yanına dönen mürit, büyük bir şaşkınlık içinde macerasını anlatır. Şeyh sorar: “Bundan ne anladın?”</p>
<p style="text-align: justify;">Müridin verdiği cevap çok doğrudur: “Bir şey ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir.” Şeyh ilave eder: “İşte oğlum sen de, sana verdiklerimi, bildirdiklerimi ve öğrettiklerimi onun kıymetini bilmeyenlere verme. Eğer bir kimseye mutlaka vermek istiyorsan, önce vereceklerinin kıymetini tanıt, onlara saygıyı öğret, sonra ver.”</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;M.Zeki Karaman&#8221; tarafından sitemize bilgi paylaşımı amacıyla eklenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://halaclikoyu.com/zeki-karaman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Halaçlı Köyü Videoları</title>
		<link>http://halaclikoyu.com/halacli-koyu-videolari/</link>
		<comments>http://halaclikoyu.com/halacli-koyu-videolari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 22:50:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halaçlı Köyü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Halaçli Köyü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://halaclikoyu.com/?p=1652</guid>
		<description><![CDATA[Web sitemizde yer alan videolar 1990 yılında kurban bayramında çekilmiştir. O günden bu güne bir çok yaşlımız hayatlarını kaybetmiştir. 1990 yılında 8-10 yaşında olan çocuklar şimdi kocaman birer delikanlı olmuşlar. Videoyu izlediğinizde inanıyorumki duyğusal anlar yaşayacaksınız. Belki kendinizi görecek vay be o yıllarda nasılmışım şimdi nasılım diyeceksiniz. Bazı dostlarım hayatta olmayan aile yakınlarını görecek hüzünlenecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Web sitemizde yer alan videolar 1990 yılında kurban bayramında çekilmiştir. O günden bu güne bir çok yaşlımız hayatlarını kaybetmiştir. 1990 yılında 8-10 yaşında olan çocuklar şimdi kocaman birer delikanlı olmuşlar. Videoyu izlediğinizde inanıyorumki duyğusal anlar yaşayacaksınız. Belki kendinizi görecek vay be o yıllarda nasılmışım şimdi nasılım diyeceksiniz. Bazı dostlarım hayatta olmayan aile yakınlarını görecek hüzünlenecek ama burada gördükleri içinde çok mutlu olacaklardır.<br />
Benim elimde 20 yakın değişik tarihlerde çekilmiş 10-12 yıl öncesine ait videolar mevcut.Zamanla burada paylaşacağım. Sizlerinde elinde eski yeni fotoğraf yada video varsa Lütfen köy halkımızla paylaşmak için web sitemize yollayın..</p>
<p>Öncelikle bu videolarda izlediğimiz ve hayatta olmayan tüm büyüklerimize Allah&#8217;dan rahmet diliyorum.<br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="358" height="261" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1458195" /><param name="bgcolor" value="#000000" /><param name="wmode" value="window" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="358" height="261" src="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1458195" wmode="window" bgcolor="#000000" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="358" height="257" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1458224" /><param name="bgcolor" value="#000000" /><param name="wmode" value="window" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="358" height="257" src="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1458224" wmode="window" bgcolor="#000000" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object><br />
<a></a></p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="358" height="263" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1458218" /><param name="bgcolor" value="#000000" /><param name="wmode" value="window" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="358" height="263" src="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1458218" wmode="window" bgcolor="#000000" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://halaclikoyu.com/halacli-koyu-videolari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Halaçlı Köyünden Haberler</title>
		<link>http://halaclikoyu.com/halacli-koyunden-haberler/</link>
		<comments>http://halaclikoyu.com/halacli-koyunden-haberler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2009 18:58:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halaçlı Köyü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Halaçli Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://halaclikoyu.com/?p=347</guid>
		<description><![CDATA[ 
Köyümüzde yangın:

Fatih Aloğlu’na ait evde elektrikli battaniyenin kısa devre yapmasında çıktığı tahmin edilen yangın kısa süerede büyüdü. Köy camisinde yangın olduğu anonsu yapıldıktan sonra tüm köy halkı yanğını söndürmek için ellerinden gelen çabayı sarfetsede itfaiye gelene kadar Aynı yapı içerisinde yer alan Süleyman Mercanoğlunun bulunduğu bölüme sıçradı. Kastamonu, Şeker fabfikası ve Taşköprü itfaiyeleri yangına müdahale etti. Tüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Köyümüzde yangın:</span></strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1817" title="numan" src="http://halaclikoyu.com/resimler/numan.jpg" alt="numan" width="399" height="330" /></p>
<p>Fatih Aloğlu’na ait evde elektrikli battaniyenin kısa devre yapmasında çıktığı tahmin edilen yangın kısa süerede büyüdü. Köy camisinde yangın olduğu anonsu yapıldıktan sonra tüm köy halkı yanğını söndürmek için ellerinden gelen çabayı sarfetsede itfaiye gelene kadar Aynı yapı içerisinde yer alan Süleyman Mercanoğlunun bulunduğu bölüme sıçradı. Kastamonu, Şeker fabfikası ve Taşköprü itfaiyeleri yangına müdahale etti. Tüm müdahalelere ramen iki evde oturulamaz duruma geldi. </p>
<p>Köyümüzde meydana gelen bu üzücü olayda tek sevincimiz can kaybı olmamasıdır. Halaçlı köyü insanları birlik ve beraberlik içerisinde yaşayan bir birlerine destek olan sıcakkanlı yardımsever insanlardır. Umut ediyorumki gerek Fatih kardeşime gerekse Süleyman ağabeye kalacakları bir yer temin edecekler ve kısa süre içerisinde her iki ailenin evlerini onarmak için destek olacaklardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://halaclikoyu.com/halacli-koyunden-haberler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>18</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HALAÇLI KÖYÜ</title>
		<link>http://halaclikoyu.com/halacli-koyu/</link>
		<comments>http://halaclikoyu.com/halacli-koyu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2009 12:22:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halaçlı Köyü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Halaçli Köyü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://halaclikoyu.com/?p=271</guid>
		<description><![CDATA[<img class="size-full wp-image-278 alignleft" title="halacli_1" src="http://halaclikoyu.com/wp-content/uploads/2009/04/halacli_1.jpg" alt="halacli_1" width="473" height="269" />Kastamonu Merkez Halaçlı Köyü Kastamonu ilimiz merkezine 22 km mesafededir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1334" title="halacli_koyu" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/halacli_koyu2-300x225.jpg" alt="halacli_koyu" width="323" height="225" />KASTAMONU HALAÇLI KÖYÜ : Kastamonu Merkez Halaçlı Köyü Kastamonu ilimize bağlı merkez köyler arasında yer almaktadır. Köyümüze ulaşım Kastamonu,Samsun devlet kara yolundan sağlanmaktadır.<br />
70 haneden oluşan köyümüz   Aşağı halaçlı, Yukarı halaçlı, Tekke, Kızboncuk(ötegeçe) köyü diye 4 ayrı parçaya ayrılmıştır.<br />
Kastamonu ilimize 22.km mesafededir. Halaçlı köyüne en yakın ilçe Taşköprü ilçesidir.</p>
<p><span style="color: #008080;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #008080;"> </span></p>
<p><span style="color: #008080;"><strong>Komşu Köyler:</strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></span>Kuşkara Köyü, Hacı Yusuf Köyü, Batak Köyü, Çaycafer Köyü, Kadıoğlu, köyü Çavundur köyü, Gölveren.<br />
Kastamonu şeker fabrikasi&#8217;da köyümüze 2.km mesafede yer almaktadır.</p>
<p>Halaçlı köyü halkı geçimini çiftçilik ve hayvancılıktan sağlamaktadır.Kastamonu ilimizde ilçelerimizde ve şeker fabrikasında çalışan,ticaretle uğraşan,Öğretmenlik,Okul müdürlüğü yapan,devlet memuru olan vatandaşlarımızda bulunmaktadır.<br />
Yaşamlarını İstanbul ve değişik şehirlerde sürdüren ara sıra köye gelip yerlerini eken yaz tatilinş geçiren köyle irtibatını kesmeyen vatandaşlarmızda vardır.<br />
Halaçlı köyünde eğitim düzeyi oldukça yüksektir. Köyümüzde bir çok üniversite mezunu  gençlerimiz bulunmaktadır. Halen çeşitli üniversitelerde eğitim gören gençlerimizde mevcuttur.<br />
Asırlardır aynı köyde yaşayan halkımız genellikle bir birleri ile akrabadır. Köy yardımlaşması imece usulü yapılmaktadır.</p>
<p>Gelenek ve göreneklerine bağlı olan Halaçlı köyü halkı atalarından miras kalan bu kültürü yaşatmaya devam etmektedir. Halaçlı köyü halkı çok misafirperverdir. Köyümüze gelen yabancılar en iyi şekilde ağırlanır kalacak yerleri yoksa köylü kendi evlerinde ağırlar. Köyümüzde düğün,nişan,kına gibi merasimler herzaman birlik ve beraberlik içerisinde yapılır.<br />
Halaçlı köyünde bulunan evlerin geneli kerpiç ve ahşap yapıdır.İki kattan oluşan evler giriş avlusu çardak ve odalardan oluşmaktadır. Köy evlerinin çoğu  bahçe içerisinde kurulmuştur.Son yıllarda modern betonerme binalarda yapılmıştır.</p>
<p>Bahçe avlusunda samanlık,fırın,kuyu,kümes ve ambar bulunmaktadır. Halaçlı köyünde iki adet eski tarihi konak   bulunmaktadır. Bu konakların içerisindeki bazı mobilyalar ve oyma tavan süslemeleri antik değere sahiptir (Ürşen bey konağı-Aloğlu Konağı) halaçlı köyünde bulunan  konaklar arasında yer almaktadır.<br />
<span style="color: #008080;"><strong>Köyümüzde Tarım:</strong></span> Sanayi bitkisi olarak sarımsak ve şeker pancarı üretilmektedir. Bakliyat ve sebze türü ürünlerde mevsimine göre üretilip Kastamonu ve ilçelerde kurulan pazarlarda satılmaktadır.<br />
Halaçlı köyünde her türde meyve ağacı bulunur. Özel olarak tahsis edilmiş meyve bahçeleri yoktur. Ekim alanlarını çevreleyen arazi sınırlarına dikilmiş olan elma agaçlarının sayısı 300-400 dönümlük bir araziyi kaplayacak kadar çoktur. Bu ağaçlardan elde edilen elmaları köylümüz köye gelen tüccarlara satarak bütçelerine katkı sağlar. Köyümüzdeki meyve agaçlarının çoğunluğunu elma ağaçları oluşturmaktadır.Vişne-ceviz-kızılcık-armut-kiraz-şeftali-muşmula-fındık-dut-mürdüme eriği ve değişik türden bir çok erik ağaçlarıda bulunmaktadır.<br />
<span style="color: #008080;"><strong>Köyümüzde Hayvancılık:</strong></span> Halaçlı köyünde hayvancılık ve besicilik ileri düzeydedir.<br />
Çoğu ahırlar (besi yerleri) modern tarzda ve veteriner kontrolündedir.<br />
Her köylünün kendine ait ahırları (besi yerleri) ve bu ahırlarda eti ve sütü için yetiştirdiği mantafon,holstein ve şarole gibi hayvanlar beslemektedir.<br />
Yerli ırklarda mevcuttur fakat yerli ırkların besi kabiliyeti düşüktür.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.panoramio.com/photo/16533680"><span style="color: #3ea1e2; font-family: Arial;">Halaçlı Köyü reklamları ve uydu görüntüleri</span></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://halaclikoyu.com/halacli-koyu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>15</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KASTAMONU MÜZELERİ</title>
		<link>http://halaclikoyu.com/muzeler/</link>
		<comments>http://halaclikoyu.com/muzeler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2009 01:51:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halaçlı Köyü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kastamonu İlimizi Gezelim]]></category>
		<category><![CDATA[Müzeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://halaclikoyu.com/?p=237</guid>
		<description><![CDATA[Kastamonu Arkeoloji Müzesi
Planı Mimar Kemalettin Bey tarafından çizilen müze binası ilkin 1910 yılında İttihad ve Terakki Klübü olarak kullanılmış, daha sonra 1921&#8242;de İstiklal Mahkemesi&#8217;nin hizmetine verilmiştir.
1940&#8242;lı yıllara kadar Türk Ocağı, Halk Fırkası, Kastamonu Gençlik Teşkilatı gibi çeşitli kurum ve derneklerce de kullanılan bina, 1945 yılında Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından alınıp müzeye dönüştürülmüştür.
Bina 1952 yılında müze [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="mceTemp"><span style="color: #ff0000;"><strong>Kastamonu Arkeoloji Müzesi</strong></span></div>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-567" title="100_1918" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/100_1918.jpg" alt="100_1918" width="400" height="300" />Planı Mimar Kemalettin Bey tarafından çizilen müze binası ilkin 1910 yılında İttihad ve Terakki Klübü olarak kullanılmış, daha sonra 1921&#8242;de İstiklal Mahkemesi&#8217;nin hizmetine verilmiştir.</p>
<p>1940&#8242;lı yıllara kadar Türk Ocağı, Halk Fırkası, Kastamonu Gençlik Teşkilatı gibi çeşitli kurum ve derneklerce de kullanılan bina, 1945 yılında Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından alınıp müzeye dönüştürülmüştür.<br />
Bina 1952 yılında müze müdürlüğü haline getirilmiştir. Müzede Kastamonu ve civarından bulunan Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait çeşitli cam, pişmiş toprak eserler, heykeller, mezar stelleri sergilenmektedir. Ayrıca teşhirin bir bölümü Atatürk Salonu olarak düzenlenmiş olup, Atatürk&#8217;ün 1925 yılında Kastamonu gezisinde kullandığı çeşitli eşyalar ve fotoğraflar sergilenmektedir.</p>
<p><strong>Lahit -</strong> Roma lahtinin ön cephesinde iki çelenk, ortasında boğa başı, üstünde savaşçı Dioscur bulunmaktadır. Arka cephesinde iki çelenk Medusa başı, çelenk üstünde aslan ve kartal kabartmaları yer almaktadır.<br />
<strong>Satyr -</strong> Roma Devrine ait mermerden çıplak erkek heykeli olup, kaide üzerinde durmakta, sol omzundan, sağ omzuna doğru sarılı dağarcığı eliyle tutmaktadır.</p>
<p><strong>Kadın Heykelciği-</strong> Helenistik Döneme ait, pişmiş toprak heykelcik tahtına oturmuş vaziyette sağ eliyle saçını tutmaktadır. Başında tacı vardır; sağ elinin altında aslan durmaktadır. Elbise kıvrımları son derece doğal şekillendirilmiştir.</p>
<p><strong>Lahit -</strong> Sert beyaz mermerden, Roma Dönemine aittir, sağlam durumdadır. Kapak ve kutu demir bir mengene ile bir arada tutuluyor. Kapak yüksek bir çatı görünümünde, köşelerinde akroterler vardır. Ön cephede yarım çelenk, çelengin üzerinde bir çiçek, sağda bir yarım çelenk, üzerinde bir baş (Eros olabilir), ortada kitabe bulunmaktadır.</p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-564" title="100_1906" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/100_1906.jpg" alt="100_1906" width="400" height="300" />Dikili Taş-</strong> (Mezar Taşı) Ortadan delinmiştir. Soluk kireç taşındandır: Yukarıda kitabe; dikili taşın yüzünde, kitabenin altında objeler ve aletler, yukarı kısımda (soldan sağa) bıçak, tarak, sepet, ayaklı bir kap bulunmaktadır; aşağı kısımda vazo, asma ve üzümler, keser, kanca; en aşağıda ise pırazvana veya kesme aleti yer almaktadır.</p>
<p><strong>Cumhuriyet Caddesi<br />
Tel : (0366) 214 10 70<br />
Faks : (0366) 214 54 56 </strong></p>
<p><strong>Pazartesi dışında her gün 08.30-16.30 saatlerinde ziyarete açıktır.</strong></p>
<p><strong> </strong><br />
<span style="color: #ff0000;">Minüre Medresesi El Sanatları Çarşısı<br />
</span>Nasrullah Camii&#8217;nîn kıble tarafında 1746 yılında Reis-ül Kuttab Hacı Mustafa Efendi tarafın­dan yaptırılan yapı, kesme ve moloz taşlardan inşa edilmiştir.</p>
<p>Uzun yıllar Vakıflar öğrenci Yurdu olarak kul­lanılan bina, 1999 yılında boşaltılması sonucu İl Özel İdare Müdürlüğü&#8217;ne tahsis edilmiştir. 25 oda ve odalar önündeki revaklar restore edilerek, Kastamonu Valiliği&#8217;nce turizm amaçlı el sanatları çarşısına dönüştürülmüştür. Her odada, mahalli el sanatı ustaları ürünlerini yapmakta ve satışa sunmaktadır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>El Sanatları Tesfir Merkezi<br />
</strong></span><img class="alignleft size-full wp-image-568" title="100_1646" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/100_1646.jpg" alt="100_1646" width="400" height="300" />Kastamonu Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğü&#8217;nün verdiği 65 milyar ve DPT&#8217;nin verdiği 12 milyar ödenekle, 3 Haziran 2000 tarihinde temeli atılmış 12 Mayıs 2001tarihinde hizmete açılmışıtır..Ahşap iþçiliği El Sanatları Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından yapılmıştır.</p>
<p>Kastamonu Valiliği El Sanatları Satış ve Teşhir Merkezi olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Yeni yapılan betonarme bir binada Geleneksel Kastamonu evlerinin canlandırılması açısından yapılan ilk uygulama olması sebebiyle de ayrı bir önemi vardır.<br />
 <br />
<strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">75. Cumhuriyet Evi</span> </strong><br />
Cumhuriyetin 75. Yılı Kutlama faaliyeti kapsamında Kastamonu Valiliği 75. Yıl Kutlama Komitesince özel mülkiyetten satın alınmış ve aynı komite tarafından bakım ve onarımı yaptırılarak 29 Ekim 1998 günü hizmete açılmıştır.</p>
<p>İlin tanıtım hizmetlerinde kullanılmak üzere Turizm Bakanlığına tahsisi yapılmıştır. Bina içi mahalli malzemeler ile döşenmiş, bağışı yapılan etnografik malzemeler teşhire konulmuştur. İl hakkındaki genel ve turizm kaynaklı yayınlar ile iller turizm yayınlarını ihtiva eden ihtisas kitaplığı teşkil edilmiştir. Ayrıca Atatürk ün Kastamonu Gezisi, Şapka ve Kıyafet İnkılabı&#8217; na ait fotoğraflar ile objeler sergilenmektedir.<br />
 <br />
 <br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Liva Paşa Konağı Etnografya Müzesi<br />
</span></strong>1879 &#8211; 1881 yıllarında Mirliva Sadık Paşa tarafından özel malikâne olarak yaptırılmıştır. 1978 yılında Kültür Bakanlığınca özel mülkiyetten kamulaştırılmış, onarım ve restorasyonu yapılarak, 1997 yılında hizmete açılmıştır. Haremlikli &#8211; selamlıklı iki girişi olan, mahalli mimari özellikleri taşıyan konak bodrum + 3 katlı olup, birinci katında ayrı seksiyonlarda Kastamonu el sanatı ürünleri, ikinci katında Kastamonu Konağı bütün malzemeleri ile açık teşhiri yapılmaktadır.<br />
 </p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Kent Tarihi Müzesi</span></strong><br />
İlin Tarihi, Kültürü ve çeşitli yayınları ile kıymeti haiz malzemeleri Hükümet Konağı alt katında açılan mekânda sergilenmektedir. Valilikçe düzenlenen merkez Cumhuriyet Bayramının 79.yılı kutlamaları çerçevesinde 29.Ekim.2002 tarihinde açılmıştır.<br />
 </p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Mimar Vedat Tek Anı Sanat &amp; Restarasyon Merkezi</span></strong><br />
Kastamonu Valiliği &#8211; Çevre Koruma Vakfı İktisadi İşletmesinin teknik büro ve iş atölyesi olarak faaliyette bulunmaktadır. Geniş alanda Nafia Vekâleti (Bayındırlık Bakanlığı) nin 1936 yılında yapılan taş hangar yapıları, toplantı salonu ve kafeye dönüştürülmüştür. İlçelerde kullanım harici kalan su değirmeni, fırın, ambar, serender, bezirhane gibi yapılar yeniden kurular fonksiyonları verilmiş ve çalışır duruma getirilmiştir. Mimar Vedat TEK anısına teşkil edilen müze bölümünde şahsiyeti tanıtılmaktadır. Ayrıca Kastamonu Valiliğince yayınlanan yayınlar ile restorasyonu tamamlanan konakların maketleri sergilenmektedir.</p>
<p>Halkın dinlenebileceği parkın yanında tenis kortları, sosyal tesisi yer almaktadır.<br />
    <br />
 <br />
Bu sayfa Kastamonu Müzelerini tanıtmak amacıyla Numan Ayanoğlu tarafından düzenlenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://halaclikoyu.com/muzeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KANYONLAR</title>
		<link>http://halaclikoyu.com/kanyonlar/</link>
		<comments>http://halaclikoyu.com/kanyonlar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2009 01:44:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halaçlı Köyü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu İlimizi Gezelim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://halaclikoyu.com/?p=234</guid>
		<description><![CDATA[Karadeniz&#8217;in incisi medeniyetin beşiği olarak kabul edilen Kastamonu ilimiz sınırları içerisinde inanılmaz doğa güzelliklerine sahiptir. Dünyaca ünlü valla kanyonu. Zümrüt yeşili uçsuz bucaksız çam ormanları. Dünyanın en uzun en temiz sahilleri. Kaya mezarları. Bir birinden ilginç mağaraları. Selçuklu döneminden kalma Camileri-Medreseleri-Türbeleri-Külliyeleri. Tarihi Hanları-Hamamları-Köprüleri-Çeşmeleri. Anadolu&#8217;nun sen yüce bir dağısın diye dillerimizden düşmeyen Ilgaz dağı ve Ilgaz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz&#8217;in incisi medeniyetin beşiği olarak kabul edilen Kastamonu ilimiz sınırları içerisinde inanılmaz doğa güzelliklerine sahiptir. Dünyaca ünlü valla kanyonu. Zümrüt yeşili uçsuz bucaksız çam ormanları. Dünyanın en uzun en temiz sahilleri. Kaya mezarları. Bir birinden ilginç mağaraları. Selçuklu döneminden kalma Camileri-Medreseleri-Türbeleri-Külliyeleri. Tarihi Hanları-Hamamları-Köprüleri-Çeşmeleri. Anadolu&#8217;nun sen yüce bir dağısın diye dillerimizden düşmeyen Ilgaz dağı ve Ilgaz dinlenme ve kayak tesisleri- Tarihi Kastamonu Konakları- Kastamonu&#8217;nun her noktasını görebileceğiniz Kalesi. Tarihi Osmanlı Sarayı (Osmanlı Palace Hotel) Her medeniyete beşiklik yapan Kastamonu yöresinde bulunan tarihi eserlerin sergilendiği muhteşem müzesi. Tarihe ayna tutan Kastamonu Hükümet konağı (Valilik binası) Yöresel el sanatları ile Kastamonu ilimizin sıcakkanlı misafirperver halkı sizleri bekliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Valla Kanyonu</span></strong><br />
Batı Karadeniz Bölgesinde (Bartın,Kastamonu, Sinop), denize paralel olarak uzanan Küre Dağları yaklaşık 250 km uzunluğunda bir dağ sistemidir. En yüksek noktası İnebolu’nun güneydoğusundaki Yaralıgöz Dağı (2,019 m)’dır. Küre Dağları Milli Parkı (KDMP), bu dağ sisteminin batı ucunda, Karadeniz kıyısındaki Kurucaşile ve Cide ilçelerinin güneyi ile Pınarbaşı ve Ulus ilçelerinin kuzeyi arasında yer almaktadır.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-751" title="valla_1" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/valla_1-203x300.gif" alt="valla_1" width="203" height="300" />KDMP’da oluşan aşınım yüzeyleri, ‘karstik’ yüzey şekillerinin olağandışı örneklerini yaratmıştır. Kanyonlar, mağaralar, dolinler, şelalelerden,vb oluşan yüzey şekilleri ile karışık ormanlardan oluşan bitki örtüsü eşsiz doğal peyzajlar ortaya koymaktadır.</p>
<p>Çok sayıdaki kanyonların en büyüğü olan Valla Kanyonu 12 km’lik uzunluğu ve 1,200 m’yi aşan dik duvarları ile dünyadaki en büyük örnekleri arasındadır. Ilgarini başta olmak üzere çok sayıda irili ufaklı mağara da görenleri hayrete düşürecek niteliktedir.</p>
<p> Kastamonu&#8217;nun Pınarbaşı İlçesi Muratbaşı köyü sınırları içerisinde bulunan Valla Kanyonu&#8217;nun ilçeye uzaklığı 26 km&#8217;dir. Muratbaşı Valla mahallesine kadar stabilize, Kanyona kadar olan 1.5 km&#8217;lik kısmı ise orman içi patika yoldur. Valla Kanyonu, Devrekani Çayı ile Kanlıçay&#8217;ın birleştiği bölgeden başlamakta olup, Cide ilçesi istikametinde 12 km uzunluğunda, yan duvar kayaların yüksekliği yer yer 800-1200 metreye ulaşan, girişi son derece zor olan ve Muratbaşıköyü Valla mahallesinin altından orman içi 1.5 km&#8217;lik yolculuktan sonra bu iki çayın birleştiğ yerden seyredilebilmektedir. Bu Kanyonda bulunan sarp kayalıklar kartal, akbaba, atmaca, doğan ve diğer tüm yabani av hayvanlarını bünyesinde barındırmaktadır. Kanyon girişine yakın olan Bakacak kayasının üzerine çıktığınızda. Bir yanda Pınarbaşı ve Azdavay&#8217;dan gelen Devrekani çayı, bir yanda da Kanlı çay akmaktadır. Kavuştukları noktadan ise sola dönüp derin kayaların arasından kıvrılarak Cide&#8217;ye doğru yol almaktadır. Kanyonun içi profesyonel ya da yerel rehber ve uygun ekipman olmadan asla geçilemez.</p>
<p><span style="color: #0000ff;">VALLA KANYONU GÜNLÜĞÜ</span></p>
<p>05.08.2005 günü saat 21.00 sıralarında İstanbul’dan 4 kişilik ekibimizle yola koyuluyor.Gece yarısı 03.00 sıralarında Karabük’e ulaşıyoruz. Burada Ali İhsan’ın dağ evinde konaklayıp sabah kanyon maceramıza başlamak üzere güzel bir kahvaltının ardından Karabük’ten hareket ediyor ve Safranbolu, Eflani ve Pınarbaşı üzerinden Pazar köyüne varıyoruz. Burada aracımızı emanet edeceğimiz Mehmet Bey’le buluşup Kanlıçay girişine geliyoruz . 06.08.2005 saat 14.00 sıralarında hazırlıklarımızı yaparak Mehmet Bey’den ayrılıyor ve kanyon girişine doğru ilerliyoruz.</p>
<p> <img class="alignleft size-full wp-image-752" title="valla_3" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/valla_3.jpg" alt="valla_3" width="223" height="273" />Yaklaşık 500-600 metre sırt çantalarımızla kanyonun sol duvarından  yürüdükten sonra botumuzu şişirip aralıklarla 5 &#8211; 6 kez çanta aktarması yaparak Seyirtepe’ye ulaşıyoruz. Seyirtepe Kanlıçay ile Devrekane Çayı’nın birleştiği nokta.Kısa bir süre önce Seyirtepe’den bir üniversite öğrencisi arkadaşları ile fotoğraf çektirirken dengesini kaybedip düşerek hayatını kaybetti.. Akıntı nedeniyle burada sağ yamaca geçip bir süre buradan ilerleyeceğiz Yolumuzda büyük denilebilecek bir su düşüşü ve daralma var. Girişten itibaren 2 kilometreye yakın bir ilerleyişin ardından sağ tarafta konaklamaya uygun bir yer bularak burada kalmaya karar veriyoruz. Saat 17.00… Buranın biraz ilerisi daha önce ( bu maceramıza katılmayarak aynı günlerde Doğu Karadeniz turunu tercih eden ) Kemal’in ip inişi sırasında düştüğü ve bu nedenle kanyon geçişini iptal ettikleri nokta. Bu nedenle ilk konaklama alanımızın adı “KEMAL’İN YERİ “ !. Sık aralıklarla ve toplamı 25-30 metreye ulaşan su düşüşleri var. Sağ tarafımızda 30 metre yukarımızda kalan ağaçlık iki set var. Celal ve doktor burada yarınki güzergahımız için keşif yapmaya çıkıyorlar. Semra ve Ayhan da yemek yapmaya koyuluyorlar tabii. Keşif yaklaşık 1,5 saat sürüyor.Gece barmenimiz Ayhan! Celal, rakıyı unutma şakası yapınca Ayhan’ın yüreği ağzına geliyor, neredeyse geri dönmeyi bile göze alacak. Yemeklerimizi yiyerek günün kritiğini yapıp şarkılar söyleyerek geceyi geçiriyoruz. Buranın Kastamonu olduğu o kadar belli ki “ Daş düşebülür “ dedikleri kadar var, sürekli olarak yukarıdan düşen taşların sesinin duyuyoruz.</p>
<p> 07.08.2005</p>
<p>Kanyondaki ikinci.günümüz. Kahvaltımızı yaparak toparlanıyor ve saat 09.00 da harekete başlıyoruz. Solumuzdaki ağaçlık setin birinci katından yürüyerek yolun bittiği noktada kısa bir ip inişi yapıyor ve burada botu suya indiriyor ve eşyaları bota aktarıp suya atlıyoruz.  düşüşe gelmeden ) . Bir süre suda ilerledikten sonra sol tarafa geçerek eşyalarımızı sırtlanıp yukarıya tırmanıyor ve ortalama 300 metrelik bir  yürüyüşle konaklama yapmaya çok uygun bir alana geliyoruz. Ancak Meteoroloji verilerine göre bugün yağmur yağması beklendiği için biraz daha ilerlemek istiyoruz, henüz saat erken</p>
<p>Saat 13.00’ de sağda su seviyesinden 10 metre kadar yüksekte peşpeşe duran üç kayanın bulunduğu alana geldiğimizde yağmur bulutları yavaş yavaş kendini göstermeye başlamıştı.Zorunluluk haricinde konaklamaya uygun olmayan bu alanda ne yazık ki  konaklamak zorunda kalıyoruz. Ayhan ve Celal keşfe çıkıyor, onlar döndükten hemen sonra yağmur başlıyor. Yanımıza önceki Valla deneyimleri nedeniyle naylon branda aldığımız için</p>
<p>kayalardan birine çantaları yerleştirip brandayı üstlerine örterek koli bandı ile sabitliyoruz, brandanın kalan kısmı da gece yağmur yağarsa bize çadır görevi yapacak! Yemekte çorba, sucuklu kurufasulye, pilav ve soğan salatası var. Saat 21.00’de uyku moduna girmemiş olsak da yatmaya karar veriyoruz  ancak mevcut koşullarda yatağımız hiçbirimizin normal bir yatma pozisyonu almasına uygun değil, bu nedenle uyku tulumlarının üzerinden yanımızdaki çamaşır ipini kullanarak birbirimize bağlanıyoruz.  Düşmeyi göze alamayacak kadar yüksekteyiz ne de olsa. Dört kişinin birbirine çamaşır ipi ile bağlanarak mışıl mışıl uyumasını beklemek elbette bir hayalden ibaret. Eh biz de yatağımızın yarı ortopedik mi yoksa tam ortopedik mi olduğu sohbetini yaparak – ve bu tür durumlarda arkadaşlarınıza sarımsaklı gıdalar yedirmemeniz önerilir – uyumaya çalışıyoruz. Buraya  “YAĞMUR YERİ “ adını verdik.</p>
<p>08.08.2005 ..</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-753" title="valla_4" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/valla_4.jpg" alt="valla_4" width="240" height="189" />3. günümüz. Gece boyunca suyun akışı yoğunlaştığı için uyandığımızda ilk işimiz suyun seviyesine ve rengine bakmak oluyor : Normal !   3 çift dizlik ve bir gün önceden kalan ıslak giysilerin yağmur başlayınca acele ile tıkıştırıldığı naylon torbanın suya düşmesi ile önemli bir mühimmat kaybı yaşıyoruz.</p>
<p>Kayaların sağından aşağıya inerek elden ele eşya aktarması yapıp bir su düşüşüne ulaşıyoruz. Suyun ortasında iki kaya var, kontrollü bir şekilde ip vargeli ile karşı kayaya geçişten sonra   eşyaları bota aktarıp bir müddet yüzüyoruz. Birkaç su düşüşünde eşyalarımızı bottan indirip aktarmalarla yeniden bota yüklemek zorunda kalıyoruz.  Sonra büyük bir düşüş var, bu  düşüşe gelinde solda bulunan platoya geçiş yapıyoruz. 200 ya da 250 metre kadar yürüyüş yaptıktan sonra botu büyük kayaların üzerinden aktararak yeniden suya bırakıyoruz. Burada bir bolt çakılmış olduğunu görüyoruz, demek ki aynı rotayı kullanan başkaları olmuş. Suya atlayarak solda bir düşüşe kadar yüzüyoruz. Düşüşde debi oldukça yüksek. İki kaya arasında iple çanta aktarması yapıyoruz. İleride botun eninden daha dar bir boğaza geliyor ve botu yana yatırarak geçirebiliyoruz. Burada aynı zamanda akıntı da var. Boğazı geçince su genişliyor ve sığ. Suda yolumuza bir süre daha  devam ediyor ve bir düşüle daha karşılaşarak    sağa geçip yukarıya çıkıyoruz.</p>
<p>Saat 13.00..</p>
<p>Burası konaklamaya son derece uygun geniş bir alan. Dün akşam kayalıklardaki ortopedik yataklarımızda deliksiz bir uyku (!) çektiğimiz için burada konaklamaya karar veriyoruz. İleride daha uygun bir alan bulamazsak iki gece üst üste uykusuzluk bizi riske sokabilir. Sudan yukarıya doğru çıktığımız noktanın karşıt yönünden suya iniş var, duş almaya çok uygun! Doktor ve Celal keşfe gidiyor. Sağda suya inilen yerden suya inmeyip yürümeye devam ettiğinizde kanyonun duvarlarının sağa doğru kıvrıldığını ve görüş mesafesinin sıfırlandığını fark ediyorsunuz. Duvarların sıfırlandığı yerde solda dondurma külahını andıran bir kaya görünüyor. Çorba ve kahveden sonra bir müddet şekerleme yapıyoruz. Aynı kökten iki ağacın olduğu 5 yıldızlı tesisimize “ İKİZ AĞAÇ “ adını veriyoruz. Ağaçta isimlerimizi görebilirsiniz ! Gecemiz çok keyifli geçiyor, doktor ıslıkla bize çok güzel enstrümanlar yapıyor, Semra’nın muhteşem sesi ormanda bulunan bütün hayvanları kaçırtmaya yetse de başka alternatif olmadığı için herkes kendini Rumeli Konserlerinde hissetmek zorunda. En azından repertuarı durumu kurtarıyor. Gökyüzü yıldızlı.. Kayan yıldızları izleyip dilek tutuyoruz.</p>
<p>09.08.2005</p>
<p>4. günümüz. Sabah gayet keyifli olarak uyanıyoruz. Uykumuzu bir güzel almışız, hani bir Pazar sabahı evinizdesinizdir, tembellik yapmak istersiniz yatağınızda, işte aynen öyle  başlıyoruz güne. Saat 09.00. kahvaltının ardından toparlanıp ikiz ağacın yanında fotoğraf çekiyoruz ve yola koyuluyoruz. Sağ yamaçta sırt çantalarımız sırtımızda platonun sonuna gelip burada botu suya indiriyoruz. Birkaç aktarmadan sonra solda   konaklamaya son derece uygun ve ateş yakmak için malzeme sorunu olmayan bir noktaya geliyoruz ( dipnot : yürüyüş bölgesi çok dikenli bir alan bu nedenle Valla Kanyonuna gideceklerin yanına mutlaka uzun bir tayt ve hatta mümkünsen uzun kollu bir badi almasında yarar var ( tecrübelerle sabittir ).</p>
<p>Suyun yanına geldiğinizde muhteşem bir manzara ile karşılaşıyorsunuz: Adeta Mimar Sinan tarafından çizilmiş bir köprü ! Suyun sanatı….. Sağınızdaki kaya duvarın suyla birleştiği yerde karşılıklı iki duvarı çapraz olarak ortalamış heybetli bir köprü.. Burada bol bol fotoğraf çekiyoruz.</p>
<p>Yeniden toparlanıp botu suya indirerek yolumuza devam ediyoruz. Su soğuk. Sağa geçince uzun bir mola veriyoruz zira Celal’in kopan çantasını dikeceğiz.Ateş yakıp biraz ısınmak da fena olmaz.. Sağda aralıklarla iki pınar var. 1 saatlik moladan sonra yeniden yola devam ediyoruz. bu arada hava yine bulutlanmaya başladı. Yağmur mu yağacak ne ? Büyük bir su düşüşüne kadar solda ilerleyip yeniden sağa geçiyoruz.  Hava iyice bulutlanıyor ve bir süre sonra saatler sürecek yağmur başlıyor. Biraz  yukarıda mağara benzeri oyukta yağmurdan korunmaya çalışıyoruz. Bugün yemeklerimizi bile büyük bir zorlukla yiyebilecek kadar kötü koşullarda konaklayacağız. Ateş yakıp bir süre sohbet etsek de tadımız kaçıyor biraz.Bir kişini bile normal şekilde yatamayacağı bu yerde herkes kendine yatabileceği bir alan yaratmaya çalışıyor.</p>
<p>Sabah uyandığımızda yağmur dinmişi kayalar kurumuştu. Ama bisim herşeyimiz hala sırılsıklam.. Hazırlıklarımızı tamamlayıp yola devam edeceğiz, platonun sağ yanından rahat bir iniş yapıyoruz. Eşyalarımızı bota yükleyip 250 metre suda ilerledikten sonra sağdaki platoya çıkıyoruz. </p>
<p>Eşya aktarmasından sonra 50 metre ileride yeniden eşyalarımız bota</p>
<p>yüklüyoruz. Burada iki su düşüşü var.</p>
<p>Saat 14.00’ e kadar kısa molalarla ve aktarmalarla yol alıyoruz. Yaklaşık 5-6 metrelik su düşüşüne yaklaşınca Celal beline ip bağlayarak akıntıdan</p>
<p>sağa geçiyor, iple  eşyaları aldıktan  sonra sırasıyla  Semra, Doktor ve</p>
<p>Ayhan botla Celal’in  yanına ulaşıyor.Sağda kıyıya çıkıyoruz. bulunduğumuz  yöndeki kaya duvarı bitip bir diğer duvarla arada çanak  yapıyor. Hemen sağımızda kırmızı renkte sprey boya ile “ Exıt Gültepe “ yazısını  fark ediyoruz.Biraz geride, büyükçe bir  kayada da “ depo “  yazısı, yazının hemen altında küçük bir oyuk var. İkinci duvara geçiş hiç de kolay değil.  Önce  Semra beline ipi bağlayarak tırmanmayı deniyor, ancak ayağını  koyabildiği bir küçük çatlak dışında yukarıya esneyebileceği bir destek bulamayınca ısrarcı davranmayıp iniyor, onu doktor takip ediyor ama tutunduğu küçük dal kopunca savrulup kayaya çarpıyor, ipi çekip daha fazla çarpmasını  engellemeye çalışsak da tek yönlü ip hakimiyeti  kazaya önlemeye yeterli değil, çarpmanın etkisiyle diğer kayaya savrulup  yeniden çarpıyor ve çanağın içindeki küçük oyuntuda durabiliyor. Kırık ya da risk yaratacak benzeri  yaralanma olmasa da hepimiz korkuyoruz.</p>
<p> Bir müddet sonra Celal biraz daha yukarıdan tırmanmayı deniyor, bir iki kez düşme tehlikesi yaşasa da karşı duvara ulaşmayı başarıp iple doktoru ve Ayhan’ı alıyor. Burada bir süre ilerleme şansımız konusunda fikir edinmeye çalıştıktan sonra ip yardımı ile geri dönüyorlar.Döndüklerinde üçünün de yüz ifadesi sevimsiz. Durum iç açıcı değil. Birazdan yağmur da başlayacak. Ateş yakıp su kaynatıyoruz, önce çorba yapacağız, daha sonra Semra’nın pişirdiği bulgur pilavı ve makarna bu akşamki menümüzü süslüyor. Buraya  bir ad vermedik. Ama  “ YAZILI YER  “  ya da</p>
<p>“ DOKTORUN YERİ “ olabilir.</p>
<p>11.08.2005 -12.08.2005</p>
<p>6.günümüz- 7. günümüz…… Dünkü tatsızlıklardan sonra “ Exıt Gültepe “ yazısını ve ok işaretini takip ederek arkamızda bulunan dağ yoluna sapıyoruz. Bu sapma biraz fazla gelecek hepimize …  2,5 gün hepimizi susuz ve aç bırakan, neredeyse umutlarımızı bile yitirtecek bir sapma. Akşama kadar kanyona yeniden iniş yapabileceğimiz bir çıkış bulmak için ha bire tırmanıp tırmanıp bir sarmalın içinde dönüyoruz. Bazen 500 metre bazen 800- 900 metre</p>
<p>tırmanıyoruz. Tam “ buradan aşağıya geçiş bulabiliriz “ dediğimiz anda karşımıza ya kocaman bir uçurum çıkıyor ya da yol bitiyor. Üç sırt aşıyoruz bu şekilde.</p>
<p>İlk sırta vardığımızda ip inişi ile aşağıya geçiş bulabilmeyi umarak inceleme yaparken kenarda bulunan ağaçta eski bir ip ve yeni görünen bir perlon bağlı olduğunu  görüyoruz. Aşağıya inmek mümkün değil, 100 metreden fazla bir diklikte bir uçurum burası.  Yandaki kayanın üzerinden arka kısma geçip ikinci sırta ulaşıyoruz. Ormandaki ikinci günümüzde başka bir sırta geliyoruz., karşıdan bir köy görünüyor. Acaba ne kadar uzaklıkta, acaba bu köye ulaşır mıyız ? Burada soldan aşağı doğru ilerliyoruz.</p>
<p>Bir ara suya o kadar yaklaşıyoruz ki, sanki hemen yanımızdan akıp gidiyor ama biz bir türlü dokunamıyoruz. Aramızda engel var, malzememiz o uçurumdan inmeye yeterli değil. Bu kadar yaklaşıp da ulaşamamak &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p> Orman inanılmaz derecede dikenli, her tarafımız diken yırtıkları içinde. Çıkışlar da inişler de son derece dik eğimli, tepemizde güneş, sırtımızda eşyalar, suyumuz tükenmiş, ağızlarımız kupkuru, yanımızdaki yiyeceklere kimsenin dokunası hali yok……… hepimiz bitkin düşüyoruz ve ormanda ikinci gecemiz artık. Doktorun getirdiği iki adet serumu da içerek tüketmişiz. Arada bir Tang yiyoruz, bu yüzden hepimizin dişleri kıpkırmızı, vampir gibiyiz ve leş gibi de kokuyoruz. Dilimiz sürçüp “ biraz tang içelim “ dediğimiz de oluyor.</p>
<p>Hepimizin gözünün önünde bir tek görüntü var : Suya inmişiz, kana kana avuç avuç su içip saatlerde suda kalıyor yüzüyor yüzüyoruz. Çölde vaha görmek bu olsa gerek !</p>
<p>Tükrük bezlerimiz kuruyor artık, bazen konuşmakta bile zorlanıyoruz. Yemek yemek aklımıza bile gelmiyor, artık açlık hissetmiyoruz.  Yemek yemek nasıl bir şeydi acaba ?  Ormandaki ikinci günümüzün sonuna doğru suya yaklaşıyoruz, görmesek de sesini duyuyoruz, ama mevcut malzememiz bizi suya indirmeye yetecek durumda değil. İpimiz elvermiyor. Ve biz suyun sesini duymamıza rağmen suya ulaşamadan ikinci günü de bitiriyoruz. Botumuzu attık, birkaç kişisel eşyamızı attık, yeterki yükümüz azalsın. Ama her geçen saniye eşyamız azalsa da yükümüz artıyor, çünkü gücümüz azalıyor. Her seferinde son bir gayret, tamam bu sefer başaracağız, 100 metre sonra sudayız….. En iyisi uyuyarak susuzluğumuzu unutmaya çalışalım, sabah olunca yapraklara düşen çiğler bizi biraz rahatlatır……Bir gün birisi bana “ bir an gelecek, yaprakların üzerine düşen çiğ damlaları hayatını kurtaracak “ dese acaba inanır mıydım ? Şimdi biliyorum ki su hayat ! Nimet denen şey gerçekse su nimetin ta kendisi..Vahşi hayvanlar varmış, yemek yememişsin ……. İşte insanın sınırlarının zorlanıp zorlanamayacağının en güzel kanıtı. Sinir katsayısı nereye vurursa vursun dört kişinin aklında, ruhunda ve yarım kalan bilince tek hedef : Suya ulaşmak! Siz hiç su niyetine sigara içtiniz mi ? Bütün yaprakların tadına baktık  “bu acı “, “bu kuru”, “evet evet en güzeli sarmaşık” öneririz bir gün gelir susuz kalırsanız ve eğer yakınınızda bir sarmaşık dalı bulursanız işte size en güzel su kaynağı…… İnanın, tecrübelerle sabit !. Yaşayıp da söyleyemediğiniz çok şey vardır, ama bizim burada kendimize bile ifade edemeyeceğimiz sessiz, sözsüz, hiçbir kelimenin karşılayamayacağı öyle çok şeye tanık olduk ki……Ve koca orman bize öyle tanık ki…….. İşte asıl notları tutulamayanlar bunlar.</p>
<p>8.gün ( 12.08.2005 )</p>
<p>Sabah erkenden uyanıyoruz ( uyuduk mu ? ). Yalnızca iki çanta, bir uyku tulumu, ip, 8’li karabina, kasklar, fenerlerimiz ve biraz yiyecek dışında her şeyi atıyoruz. Yanımıza alacağımız eşyaları iki çantaya koyuyoruz. Bir şokellamız var, onu yemeye çalışıyoruz ama başaramıyoruz ve onu da atıp yeniden ormandaki serüvenimize devam ediyoruz. Dikenler, şimşir ağarları, kaya duvarları, kurumuş dere yatakları arasında dün tepeden gördüğümüz köy yönüne dönmeye çalışıyoruz. Dik bir yamaca gelip burada ip inişleri ile küçük keşifler yaparak çıkış bulma savaşımızı sürdürüyoruz. Biraz yukarımızda kayalık alanın üzerinden devam eden bir yol buluyoruz. Tepeden baktığımızda kanyonun duvarlarını ve ortasından akan suyu görebiliyoruz. Sudan yüksekliğimiz 200 metre vardır herhalde. Buradan üç kez ip inişi yaparak aşağıya inmeyi hedefliyoruz. Sırf moral olsun diye 3-4 saatlik yolu yarım saat bilemedin 1 saat diye konuşmaya başlıyoruz, olsun 6 saat olsun yeter ki suyun içine atabilelim kendimizi. Hepimiz gece boyunca uyur uyanık suyu düşlemişiz.. İp inişlerini tamamlıyoruz. Son ip inişi sırasında aşağıdan insan sesleri geliyor kulağımıza..Sanki çok sevdiğiniz bir operadasınız.. İnsan sesleri, su sesi, insan, su…… Sesleniyoruz, sesimizi alıyorlar, biraz belki ürkek ama cevap vermekte gecikmiyorlar. Bize doğru ilerliyorlar. Suuuuuuu, suyunuz var mı  diye bağırıyoruz. İp inişimiz bitti. Dik bir yamaçtan aşağı inmemiz gerekiyor, Ayhan’ın başına bir taş geliyor, daha o kendini toparlayamadan bu kez Semra’nın avucunun altından toprak kayıyor ve 15-20 metre kadar yuvarlanıyor. <br />
Ve mutlu son : SU ! .Kanyona yeniden iniyoruz. Bizi karşılayan insanlara sonsuz teşekkürler; seslerini, yollarını, ekmeklerini bizimle paylaştıkları için. Kanyon maceramızı bu dost insanlarla sürdürüp 4 kişi girdiğimiz Valla kanyonundan 11 kişi olarak çıkıyor ve orman katkılı parkurumuzu saat 17.00’de tamamlıyoruz</p>
<p>Valla Kanyonu günlüğü hakkındaki resimler ve yazılar Kaymak olarak <a href="http://www.trekist.com/aktivite/valla01.htm">http://www.trekist.com/aktivite/valla01.htm</a>  Adresinden alınmıştır.</p>
<p>Aşağıda adları geçen ve valla kanyonu hakkında bizlere böylesine güzel deneyimlerini aktaran değerli dostlarımız ORHAN &#8211; CELAL &#8211; SEMRA  - AYHAN&#8217;A TEŞEKKÜR ederiz.</p>
<p> </p>
<p><span style="color: #0000ff;">Çatak Kanyonu</span></p>
<p><span style="color: #0000ff;"><span style="color: #0000ff;"><img class="size-full wp-image-755 alignnone" title="catak_kanyonu1" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/catak_kanyonu1.jpg" alt="catak_kanyonu1" width="198" height="348" /><img class="size-full wp-image-756 alignnone" title="catak_kanyonu2" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/catak_kanyonu2.jpg" alt="catak_kanyonu2" width="207" height="349" /><img class="alignnone size-full wp-image-757" title="catak_kanyonu3" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/catak_kanyonu3.jpg" alt="catak_kanyonu3" width="200" height="349" /></span></span></p>
<p>İlçenin en önemli turizm değerlerinden olan Çatak Kanyonu merkeze 7 km. uzaklıkta olup 6 km.si araç ile 1 km.si dağ içindeki yürüyüş parkurundan, 900 m. Yüksekliğe sahip gözetleme noktasına ulaşılmaktadır. Dünyanın 4. büyük kanyonu olması özelliğine sahip Çatak Kanyonu cazibesi, vahşiliği, gizemli görüşüyle içinde geçilebilir 7 km. alanı ve yüzerek veya bot ile geçilebilmektedir. Macera turizmi için elverişli bir mekan olmaktadır. Gözetleme noktasından kilometrelerce kanyon uzantısını seyretmek ayrı bir keyiftir. Kanyon, Çatak köprüsünün 1-2 Km aşağısında başlayıp Tüsköy &#8216;e kadar kesintisiz devam etmektedir, burada bir açıklık mevcuttur. Tüsköy &#8216;den kanyon tekrardan başlayıp İnönüne kadar kesintisiz devam etmektedir. İçerisinde tabiattan harika görüntüler saklamaktadır. Geçilmesi çok zor olmamakla birlikte teçhizatsız denenmemelidir.</p>
<p> </p>
<p><span style="color: #0000ff;">Horma Kanyonu</span></p>
<p> <img class="alignnone size-full wp-image-758" title="horma" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/horma.jpg" alt="horma" width="201" height="214" /><img class="alignnone size-full wp-image-759" title="horma_kanyonu" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/horma_kanyonu.jpg" alt="horma_kanyonu" width="196" height="214" /><img class="alignnone size-full wp-image-760" title="horma_kanyonu4" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/horma_kanyonu4.jpg" alt="horma_kanyonu4" width="202" height="214" /><br />
Horma KanyonuKüre Dağları Tabiat Parkı içerisinde yer alan Horma Kanyonu; Pınarbaşı İlçesi’nin Ilıca köyünde yer alıyor. Avrupa’nın en yaşlı ormanlarının arasında ve doğa harikası bir coğrafyada yer alan kanyon, akvaryumu andıran derin göllerden ve irili ufaklı şelalelerden oluşuyor. Çıkışında Ölüdeniz’i andıran doğal havuzuyla Ilıca Şelalesi’nin bulunduğu kanyon geçişi oldukça keyifli ve diğerlerine göre daha kolay. Kaya blokların izin vermediği birkaç noktada yüzerek ilerlemek gerekiyor. Metrelerce derinlikteki suyun dibini görebileceğimiz kadar temiz olan dere bazı noktalarda su kemerini andıran kaya oluşumlarının arasından geçiyor. Bu noktalarda ya tırmanmak ya da suyla birlikte dar deliklerden kendimizi bırakmamız gerekiyor.    <br />
 <br />
<span style="color: #0000ff;">Çal Kanyonu</span></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-761" title="cal_kanyonu" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/cal_kanyonu.jpg" alt="cal_kanyonu" width="285" height="137" /><img class="alignnone size-full wp-image-762" title="calkanyonu" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/calkanyonu.jpg" alt="calkanyonu" width="295" height="137" /><br />
Kastamonu Azdavay ilçesi Gültepe köyü sınırları içersinde bulunan Çal kanyonu, Azdavay’a 25 km, pınarbaşı’na 17 km’ mesafededir. Gültepe köyü geriş mahallesine kadar araçla ulaşım sağlanabilir. Çal kanyonununu turizm döneminde özellikle yabancılar ziyaret etmektedir.<br />
Çal kanyonuna gidebilmek için değirmen başından aşağı 1,5 km yürümek suretiyle kanyon girişi olan kaya boğazına ulaşılır. Kanyon içerisinde 3-4 metre şelaleler ve 30-35 metre uzunlugunda derin göller bulunmaktadır. Kanyonun 2 inci km’sinde (Bu kısım Çatak kanyonunun devamıdır) Azdavay çayı ile bileşir. Kanyon içersinde mağaralar bulunmaktadır. 5 inci km’sinde asar kayası altından çıkan gicu suyu ile birleşir. Gicu suyu 30-35 derece sıcak havada dahi 2-3 derecedir. Gicu suyunu geçerek ada içersindeki muhteşem görünümü olan şimşir ve kavlan ağaçları arasındaki mağaraları geçerek İnönü konutlarına çıkılır.<br />
Bu sayfa Kastamonu ilimizin doğal güzelliklerini tanıtmak amacıyla Halaçlı köyü editörü Numan Ayanoğlu tarafından tasarlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://halaclikoyu.com/kanyonlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KASTAMONU MAĞARALARI</title>
		<link>http://halaclikoyu.com/magaralar/</link>
		<comments>http://halaclikoyu.com/magaralar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2009 01:29:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halaçlı Köyü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kastamonu Magaralari]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu İlimizi Gezelim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://halaclikoyu.com/?p=232</guid>
		<description><![CDATA[Kastamonu İlimizi Tanıyalım
Karadeniz&#8217;in incisi medeniyetin beşiği olarak kabul edilen Kastamonu ilimiz sınırları içerisinde inanılmaz doğa güzelliklerine sahiptir. Dünyaca ünlü valla kanyonu. Zümrüt yeşili uçsuz bucaksız çam ormanları. Dünyanın en uzun en temiz sahilleri. Kaya mezarları. Bir birinden ilginç mağaraları. Selçuklu döneminden kalma Camileri-Medreseleri-Türbeleri-Külliyeleri. Tarihi Hanları-Hamamları-Köprüleri-Çeşmeleri. Anadolu&#8217;nun sen yüce bir dağısın diye dillerimizden düşmeyen Ilgaz dağı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kastamonu İlimizi Tanıyalım</strong></span></p>
<p>Karadeniz&#8217;in incisi medeniyetin beşiği olarak kabul edilen Kastamonu ilimiz sınırları içerisinde inanılmaz doğa güzelliklerine sahiptir. Dünyaca ünlü valla kanyonu. Zümrüt yeşili uçsuz bucaksız çam ormanları. Dünyanın en uzun en temiz sahilleri. Kaya mezarları. Bir birinden ilginç mağaraları. Selçuklu döneminden kalma Camileri-Medreseleri-Türbeleri-Külliyeleri. Tarihi Hanları-Hamamları-Köprüleri-Çeşmeleri. Anadolu&#8217;nun sen yüce bir dağısın diye dillerimizden düşmeyen Ilgaz dağı ve Ilgaz dinlenme ve kayak tesisleri- Tarihi Kastamonu Konakları- Kastamonu&#8217;nun her noktasını görebileceğiniz Kalesi. Tarihi Osmanlı Sarayı (Osmanlı Palace Hotel) Her medeniyete beşiklik yapan Kastamonu yöresinde bulunan tarihi eserlerin sergilendiği muhteşem müzesi. Tarihe ayna tutan Kastamonu Hükümet konağı (Valilik binası) Yöresel el sanatları.<br />
Dünyaca ünlü Sarımsağı. At yetiştirme çiftlikleri. Mesire yerleri. Manevi değerleri. En önemlisi sıcakkanlı misafirperver KASTAMONU HALKI.<br />
Kastamonu ilimiz anlatılmaz yaşanır. Yaşamak için görmek gereklidir. İster tarihe şahitlik edin, İster zümrüt yeşili ormanlarda gezinin, İster köylerimizi dolaşıp sıcakkanlı misafirperver köylümüze misafir olun, İster Kastamonu ilimizin zümrüt yeşili ormanlarında doğa ile baş başa kalın.<br />
Dünya&#8217;ca ünlü Valla kanyonunda biz gezinti yapın. Karadeniz&#8217;in maviliğinde tekne turlarına katılın. Dilerseniz uçsuz bucaksız sahillerimizde denizle kucaklaşın ne yapın edin ama kendinize ve ailenize bu ödülü verin ve Kastamonu ilimizi mutlaka görün. <br />
Yorumlayan ve Yazan /  Numan Ayanoğlu</p>
<p> </p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Sarpunalınca Mağarası</span> <br />
</strong><span style="color: #0000ff;">Yeri: Kastamonu, Küre İçesi</span><br />
 </p>
<p>Küre yakınlarındaki Devrekani&#8217;ye bağlı Şenlik Köyü Sarpunalınca Mahallesinde yer almaktadır. Mağaraya Küre-Sarpunalınca orman yoluyla ulaşılmaktadır.<br />
Özellikleri<br />
Tamamen yatay ve aktif mağara tipindedir. 662 m uzunluğundaki mağara Sarpunalınca bölgesinde toplanan suları drene etmektedir.<br />
Mağara içerisinde sular bir çatlak boyunca, kaya blokları arasından ilerlemekte, çıkıştaki 3.5 m.lik küçük bir sifonla, kaynak şeklinde boşalmaktadır. Mağara oluşum yönünden fazla zengin değildir. Giriş ağzı ve kaynak çıkış ağzı çok güzel bir doğaya sahiptir. Mağara ağzı düz çimenle kaplı olduğundan, rahatça kamp kurulabilmektedir. Kaynak çıkış ağzında bulunan ve sifona kadar uzanan nane tarlası geziye ayrı bir güzellik katar.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Ilgarini (Ilvarini) Mağarası <br />
</strong></span><span style="color: #0000ff;">Yeri: Kastamonu, Pınarbaşı İlçesi</span><br />
 <br />
Özellikleri<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-251" title="19" src="http://halaclikoyu.com/wp-content/uploads/2009/04/19.jpeg" alt="19" width="210" height="120" />Mağara iki bölümden meydana gelmiştir. Canlı bir mağara olup, sarkıt ve dikit hareketliliğinin devam ettiği görülmüş ve bu mağarada ibadethane (şapel) ve mezarlıklara rastlanılmıştır.<br />
Orman Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve FAO tarafından Kastamonu İli Varla Kanyonu, Ilgarini Mağarası ve çevresi örnek proje alanı seçilmiştir. FAO tarafından Ilgarini Mağarası dünyanın 4. büyük mağarası ve doğa ve dünya ölçeğinde bulunmuştur.<br />
Denizden 1250 metre yüksekliktedir. Mağaranın oluşumu 3. ve 4. zamanda 160-220 milyon yılda oluşmuştur. Ilgarini mağarası 858 metre uzunluğu ile dünyanın dördüncü büyük mağarasıdır. Mağaranın derinliği 250 metre dir. Mağara içerisindeki mevcut sarkıt ve dikitler bir milyon yıllıktır.</p>
<p>Mağranın içerisinde kalıntı ve buluntulardan mağaranın hem yerleşim alanı, hemde dini mekan olarak kullanıldığını, yapı tekniği, malzeme özelliği ve yapı şekilleriyle genç Roma ve erken Bizans devrine ait olduğu söylenebilir. Mağara içine girildiğinde hemen giriş bölümündeki yapı kalıntılarından bu kısmın iskan yeri olarak kullanıldığı mağaranın girişten itibaren iki kola ayrıldığı görülmekte bir bölünde sarkıt ve dikitler bulunmaktadır.<br />
 <br />
Diğer bölümde ise eğilimi %30 bir yoldan zigzag çizilerek kenarları kuru taş duvarlarla üçgen şeklinde örülmüş istinad duvarları ile çevrili 1 metre genişliğindeki 33 kavisten oluşan yolla yaklaşık 100 metre gidilerek ikinci bir düzlük alana inilmektedir. Bu düzlüğün sonunda istikametleri doğu-batı doğrultusunda uzanan kaya içinde iki katlı olarak oyulmuş ve içerleri sıvanmış, mağara zemininden sonra çatma dam şeklinde ardıç ağaçlarından yapılmış kat ile içindeki ardıç ağacından yapılmış lahitler bulunmaktadır.<br />
 <br />
Ancak lahitler açılarak dağıtılmış ve etrafta iskelet parçaları görülmektedir. Yine bu alanda mezarların önündeki düz alanda yonca planlı bir klise şapeli bulunmaktadır. Doğu girişi yıkılmıştır. Duvarları 2,5 metre yüksekliğinde olup çamur harçla örülmüştür. Mağaranın normal olarak gidilebilen uzunluğu yaklaşık 250 metre &#8216;dir. Mağara bu özellikleriyle yoğun ziyaretçi akınına uğramaktadır.</p>
<p> <span style="color: #ff0000;"><strong>Kastamonu Ilgarini Cave<br />
</strong></span><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-252" title="03" src="http://halaclikoyu.com/wp-content/uploads/2009/04/03-150x150.jpg" alt="03" width="150" height="150" />The entrance to Ilgarini Cave was rather cold and damp. Members of Atlas team experienced moments of excitement as they tried to climb the ventilation chimney 50-60m into the main gallery using ropes&#8230; Ilgarini is located in a pitted carstic plateau (Sorgun Yaylasi) near Toprakini Cave and Sorkun Düdeni whose altitude varies between 900-1,000m. The region&#8217;s interesting geomorphology and architectural value as well as its rich flora and fauna make it a prime National Park candidate. <br />
To reach the end of the large gallery technical<br />
equipment was needed 400m beyound the entrance.</p>
<p>At the end of the gallery sits the &#8220;Chandelier Room&#8221; with its wonderful display<br />
of stalactites and stalagmites.<br />
<img class="alignleft size-thumbnail wp-image-253" title="04" src="http://halaclikoyu.com/wp-content/uploads/2009/04/04-150x150.jpg" alt="04" width="150" height="150" />The point for technical descent&#8230; The greatest concern of a person climbing down a rope in darkness is where it will reach to. If there is a ridge or a suitable place to stop it can be a rest point on the wall.   <br />
In the entrance section lie the remains of buildings of a 10 household village thought to have been settled in the Byzantine era. Its graves and ruined church lie deeper in the main gallery. A path leads to them, clinging to the walls as it goes.   <br />
Signs on the gallery walls show the level to which it may formerly have been filled with water. We will leave this and other clues to the formation of the cave to be examined by speleologists. The Atlas team tried to capture the atmosphere for you by lighting and photographing the place.   <br />
<img class="alignleft size-thumbnail wp-image-254" title="11" src="http://halaclikoyu.com/wp-content/uploads/2009/04/11-150x120.jpg" alt="11" width="150" height="120" />The forest receives heavy rainfall even in summer, and camping is out of the question in the winter and spring months. In the region where even summer nights can be cold, a sheltering cave is not enough. Because of the impossible weather conditions the first thing that came to the drenched team&#8217;s mind was to make a log fire from found wood to dry themselves and their clothes.</p>
<p>My eyes are open but I can see nothing in the total darkness, and I have lost my sense of direction. 250m below the cave entrance, hearing is the only functioning sense. Time will show whether this is an advantage or a disadvantage&#8230;</p>
<p>Carbide lamps glowing like fireflies in the bottomless darkness&#8230;</p>
<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-255" title="12" src="http://halaclikoyu.com/wp-content/uploads/2009/04/12-150x120.jpg" alt="12" width="150" height="120" />As we reached the deepest point of Ilgarini cave, our carbide ran out and we decided to rest briefly in the darkness before recharging our lamps. At first, I couldn&#8217;t get used to the sound of constantly dripping water, and then there was a new sound, a bubbling. We had been in the cave for four straight days, not knowing whether it was night or day. My thoughts turned to the journey from Istanbul under stubborn rainfall, the back seat so full of equipment that there was only room for my two teammates in the front. I couldn&#8217;t help but recall a restless night in the tent.</p>
<p>The next morning we climbed the mountain road overlooking Sekriban River and reached Pinarbasi via Ardaçay where we met the governor of the sub-province.</p>
<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-256" title="13" src="http://halaclikoyu.com/wp-content/uploads/2009/04/13-150x150.jpg" alt="13" width="150" height="150" />I had decided to research and write about Ilgarini for Atlas on my first visit there last summer. Ilgarini was impressive with its great arching entrance and ancient ruins. In the right-hand gallery sits a cistern and a few ruined buildings of unknown function fractured by years of raiding by treasure hunters. Inconclusive attempts by the Forestry Commission and Ministry of Tourism officials to have the site included in the region&#8217;s National Park gave the treasure hunters the chance to plunder a priceless cultural relic in the hope of finding a few pieces of shiny metal.</p>
<p>A limestone plateau formed<br />
100-150 million years ago:<br />
Sorgun Yaylasi.</p>
<p>The karstic process was<br />
accelerated by dense vegetation<br />
cover and the wet climate&#8230;</p>
<p>The intensive penetration of<br />
surface water into limestone<br />
cracks led to the formation of<br />
karstic hollows important from<br />
the speleological angle&#8230;</p>
<p> To progress beyond the graves and church ruins in the main gallery, the team had to use technical equipment. After the 55m technical descent among the travertines they encountered hundreds of pools of varying size. In this section, the only sign of previous visitors to the cave were giant logs that were used either to facilitate climbing down from above or dropped to give an estimate of depth. On the soft muddy surface of the travertines marks can still be seen where visitors to the cave had slid. Perhaps these prints, and those left by the Atlas team, will be preserved for many long years.<br />
A rope was needed to descend into the main gallery along the 55m wall about 230m from the entrace. After the descent the gallery finally ended in a small lake. While Cemal Gülas was climbing he was photographed by his teammate.<br />
Following the zig-zag descent of the way in the small gallery by the light of carbide lamps&#8230;<br />
The formation of stalactites and stalagmites continues. Enormous ancient formations have grown from floor and ceiling to meet in ancient columns are attended by quite young formations that did not escape the attention of our friend Haluk Yildiz.<br />
The team in the middle of the cave assembled in strong light ringed by intense darkness.<br />
During the descent opportunities to stop and rest on the rope may arise. Haluk Yildiz here waits for a carbide lamp to be passed down to him.</p>
<p>Light streaming from the ventilation shaft can be seen from the mouth of the small gallery in the chandelier room looking towards the cave entrance. <br />
The cave&#8217;s ubiquitous small pools and dripping water present many wet surprises. Visitors may find themselves slipping into a pool at any time because of the slick ground and the lack of light. Easy drying clothes and equipment are a good idea&#8230; <br />
 <br />
Going deeper into the cave in total darkness on extremely slippery ground is much too dangers, and carbide lamps are essential to maneuvering the cave. Where the ceiling is low or where stalactites hang like giant fangs the safety helmet is the most important piece of equipment. It prevents injury if by sudden reflex you straighten up and bang yourself hard or crash into the surrounding rock. Helmets come in handy not just in this section, but falling is always a possibility, and it is better to be prepared.After the natural arched entrance to Ilgarini Cave, you come to the room with the ventilation shaft. In the short gallery to the right, progressing is relatively easy over this level ground. Here there is a ruined cistern. Then the passage narrows and becomes more indented until the chandelier room is reached, named for its magnificent stalactites and stalagmites, the sight of which eases exhaustion.<br />
Extremely long stalactites can form as a result of water streaming into a cave carrying lime deposits. The interior of caves can offer incredible sights thanks to this process lasting hundreds, millions of years. (left). In winter and even spring in a cave where stalactites are forming ice stalactites and stalagmites can readibly been seen&#8230; This broken piece is one of the sights of Toprakini Cave. It was found alongside one of the paths the team followed at a depth of 50m in Toprakini, 20 mins from Ilgarini. (right).</p>
<p> Together with the governor we went down towards the main gallery to the left of the cave and followed the zig zagging route to the second level. Here too was a ruined building. From here the way wound down another 80 100m, ending in a very small ruined structure that may have been a place of worship. To its north at the base of the walls were tombs. The dead were carried to the grave in juniper sarcophagi and buried one on top of the other. The robbers had intruded here as well, forcing their way into the graves. The tremendous acoustics carried our voices away in harmonious echoes until we were hoarse. The cave didn&#8217;t end there but we didn&#8217;t have the technical equipment with us to go deeper that day. I left with the cave on my mind.<br />
Now we had returned and set up camp beyond the temple at the head of what the villagers called the &#8220;well&#8221;. Inside, it was dry and warmer than outside. We had spent half the day ranging candles along the cave path. Illuminated, the burial chamber was magnificent, and we tried to imagine the atmosphere with hymns being sung and ceremonies being performed. The dead must have been inhabitants of the monastery or hermitage rather than villagers. Some believe these ruins to be of a late Roman monastery while others claim they are a Byzantine mountain village of 10 households. Personally I find it hard to believe that villagers would settle in such difficult terrain when there is plentiful land suitable for agriculture in the villages around Cide or in the Yamanlar region.</p>
<p>As we climbed lower by carbide light, the atmosphere became more damp and water was streaming from the travertine at the depths of the cave. Water was also flowing through the cave roof carrying a soft red clay-like sediment and brushwood which over time had accumulated on the side walls much like the bed of a river. The bedrock of the cave began behind these piles.</p>
<p>Later we reached the main gallery. Its floor was level and the cave ended a little further on in a small lake. The smoothness of walls and floor as though levelled-off with muddy water suggested that the lake had been much greater at one time.<br />
Sitting on the cave floor and losing track of time my thoughts are interrupted by the voice of one of my companions complaining of hunger and cold. We light the carbide lamps and start to make our way back. When we climb out of the well back up to our camp site we discover that it is 2 o&#8217;clock in the morning. We emerge from the cave looking for surface air.</p>
<p>To some people staying underground in a cave for four days may seem incomprehensible. Think of it this way. What kind of place could have kept us amused for four days? If I hadn&#8217;t managed to think of it this way I wouldn&#8217;t have been able to experience it.<br />
The light flat area in front of the old settlement proved to be a good base camp for resting and making preparations.<br />
Leaving Pinarbasi, the new centre of the sub-province, one can follow the Varla Canyon, through which the Devrekani (Kocaçay) flows from Bakacak. From this point, the mouth of the canyon, where the Tor dam is to be built, cannot be seen. Facing is Varla Mahallesi&#8230; The road over Kanliçay, which flows into Devrekani Çayi from the east leads through the Kanliçay gorge to Kapanci Pazari, a village of wooden houses set in flowery meadows where regional people gather for the Monday</p>
<p> </p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Medil Mağarası</strong></span><br />
Azdavay İlçe merkezine 8 km olup, 7 km.si araçla, 1 km.si orman içi patika yoldan yaya yürüyüşü ile ulaşılmaktadır. Karakuşlu Köyü´ne bağlı Ayvat mahallesinde medil ormanı içindedir. Pamukkale’nin gün görmemiş yüzü olarak adlandırabileceğimiz Medil mağarası, M.Ö. dönemlerde bir sığınak veya ibadethane olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Mağaranın doğusunda bina harabeleri görülmektedir. Bu bina moloz taşlardan yapılmıştır.<br />
 </p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Kuyluç Mağarası</span><br />
</strong><span style="color: #0000ff;">Yeri : Kastamonu, Şenpazar İlçesi</span><br />
 <br />
Şenpazar İlçesi sınırlarındaki mağara Şehriban Çayına 3 km., Devrekani Çayına 4 km. uzaklıktadır.<br />
Özellikleri<br />
Dağlı Kuyluca da denilmektedir. Mağaranın ağzı Türkiye&#8217;nin en derin noktası Çukurpınar Düdeni&#8217;nin (-1190 m.) ağzından daha geniştir. Mağara girişinde iki akarsu birleşerek cadı kazanları oluşturup ilerleyen bir kol şeklinde devam etmektedir. Bu kol 40-50 metrede muhtemelen mağarayla birleşmektedir. Mağara içinde yaklaşık 100 m.de bir şelale vardır, şelale yönünde rüzgar esintisi hissedilmektedir. Hava sıcaklığı 10-20 arasında değişmektedir.<br />
 <br />
 </p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Başören- Mağarası</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;">Yeri : Kastamonu, Devrekani İlçesi,Şenlik Kasabası Baş Ören Köyü </span></p>
<p><span style="color: #0000ff;"><img class="alignnone size-medium wp-image-870" title="ayanoglumagarasi_1" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/ayanoglumagarasi_1-300x225.jpg" alt="ayanoglumagarasi_1" width="192" height="163" /><img class="alignnone size-full wp-image-871" title="ayanoglumagarasi_22" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/ayanoglumagarasi_22.jpg" alt="ayanoglumagarasi_22" width="195" height="163" /><span style="color: #ff0000;"><strong><img class="alignnone size-full wp-image-872" title="ayanoglumagarasi_24" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/ayanoglumagarasi_24.jpg" alt="ayanoglumagarasi_24" width="208" height="163" /></strong></span></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong></strong></span>1995 yılında av sporu için gittiğim başören köyünde bu mağarayı  görmüştüm.<br />
Fakat yanımda fotoğraf makinesi olmadığı için görüntüleyememiş arazide kar olduğu içinde aşağıya inememiştim.20/Ağustos/2008 Tarihinde bu mağaranın resimlerini çekmek için bulunduğu ormana gittiğimde Ağustos ayı olmasına rağmen mağaranın içerisinde kar olduğunu gördüm. Mağara yaklaşık 15-20 mt derinlikte iniş oldukça zor.7-8 metre dikine patika tabir edilen bir yoldan mağaranın girişine doğru iniş yapılıyor.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-867" title="ayanoglumagarasi" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/ayanoglumagarasi-300x225.jpg" alt="ayanoglumagarasi" width="180" height="135" />Asıl sorun bundan sonra başlıyor.-7-8 mt dikey bir inişten sonra ikinci aşama olan mağara girişine inmek için köylüler tarafından kesilip aşağıya atılmış budakları iniş ve çıkışlarda merdiven olarak kullanılan 8-10.mt uzunluğunda köknar ağacı bulunuyor.Bu ağaç sayesine aşağıya inildiğinde ürpertici bir manzara ve inanılmaz bir soğuk hava ile karşılaşıyorsunuz.İçerisinde ne olduğunu ve derinliğini bilmediğiniz karanlık bir dehliz duvarları buz tutmuş yerler diz boyu kar dolu bir mağara. Mağara kapısından yukarıya bakıldığında muhteşem bir manzara.Bina büyüklüğünde kayaların oluşturduğu mağara girişi ve onların üzerinde yükselen metrelerce köknar ve çam ağaçları..</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-869" title="ayanoglumagarasi_15" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/ayanoglumagarasi_15-150x150.jpg" alt="ayanoglumagarasi_15" width="180" height="150" /></strong></span>Ağustos ayının sıcağı yukarıda ortalığı yakıp kavururken ben aşağıda soğuktan titriyordum.Mağaraya indiğimde yanıma bir aydınlatma aracı almamıştım bu yüzden mağaranın içerisinde ne olduğunu ne ile karşılaşacağımı bilmeden karanlıkta biraz ilerleyip fotoğraf makinemin düğmesine basıyor çektiğim resimleri görerek mağarada ilerliyordum. Tehlikeli birazda düşüncesiz hareket ettiğimin farkındaydım zira içeride bir yaban hayvanı  yada mağaranın içerisinde bir delik olabilirdi. Bu mağara hakkında orada yaşayan köy halkı ve akrabalarımdan edindiğim bilgiler buranın kar mağarası olduğunu ve köylüler haricinde  kimse tarafından bilinmediği yaz mevsiminde ormanda hayvan otlatan insanların buraya arasıra inip kar çıkardıkları yönünde bilgilerdi.</p>
<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-868" title="ayanoglumagarasi_31" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/ayanoglumagarasi_31-150x150.jpg" alt="ayanoglumagarasi_31" width="180" height="150" />Kastamonu mağaraları olarak kayıtlarda bulunmaması ve bu mağara hakkında bugüne kadar bir yazı yada resim olmaması doğaldı. Ben bu mağaraya ilk inen değildim köy halkından başkaları da inmişti fakat ilk görüntüleyen ben olmuştum.</p>
<p>Başören mağarası hakkında ne resim nede bir bilgi yok  ilk olarak <a href="http://www.halaclikoyu.com">www.halaclikoyu.com</a> web sitesinden bu mağarayı görüntüleyip mağara hakkında genel bilgi paylaşımı yapan biriyim.Bu mağara orman içerisinde olması bakımından dışarıdan görülüp kolaylıkla ziyaret edilebilecek bir mağara değil.Ayrıca iniş ve çıkışları çok tehlikeli. Bildiğimiz mağaralara hiç benzemiyor. Mutlaka bu tür mağaralar bir çok köylerimizde vardır bende memleketim Kastamonu ilinin şenlik kasabasına bağlı başören köyündeki ilginç mağarayı sitemizi ziyaret eden doğa meraklısı dostlarımızın bilgilerine sundum.</p>
<p><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-873" title="ayanoglumagarasi_4" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/ayanoglumagarasi_4-150x150.jpg" alt="ayanoglumagarasi_4" width="145" height="150" /><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-874" title="ayanoglumagarasi_33" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/ayanoglumagarasi_33-150x150.jpg" alt="ayanoglumagarasi_33" width="150" height="150" /><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-875" title="ayanoglumagarasi_2" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/ayanoglumagarasi_2-150x150.jpg" alt="ayanoglumagarasi_2" width="145" height="150" /><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-876" title="ayanoglumagarasi_23" src="http://halaclikoyu.com/resimler/2009/04/ayanoglumagarasi_23-150x150.jpg" alt="ayanoglumagarasi_23" width="144" height="150" /></p>
<p>Bu sayfa Kastamonu tabiat güzelliklerini ve Kastamonu ilimiz sınırları içindeki mağaraları tanıtmak amacıyla  Numan Ayanoğlu tarafından düzenlenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://halaclikoyu.com/magaralar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
