Içerik Beslemesi Yorum Beslemesi

Kastamonu Merkez Halaçlı Köyü

orda bir köy var uzakta o köy bizim köyümüzdür

Archive for the ‘Köşe Yazıları’ Category

kombi-servisi

 

 

 

 

 

 

 

İstanbul’da yaşayan “KASTAMONULU” vatandaşlarımıza müjde

Sizlerle Bir Bütünüz   

 

baymak_servisIsıtma sistemlerinin bir dalı olan bireysel ısıtma cihazı kombi alanında 21 yıllık bir tecrübeye sahip firmamız gelişmiş servis bilinci ile kullanıcıya en iyi hizmeti vermeyi benimsemiştir.
Ana ilkesi “gününde sağlıklı,garantili hizmet ve kesin çözüm getirisi” olan bilgili ve deneyimli teknik kadromuz,teknik malzeme donanımlı servis araçlarımızla siz değerli müşterilerimize gün içerisinde mutlaka sağlıklı ve garantili hizmet sağlayacaktır.

İstanbulda ikamet eden Kastamonulu vatandaşlarımız firmamız Kurtuluş Teknik Servis idarecilerinin ve teknisyenlerimizin Kastamonulu olduğunu öğrendiklerinde birdaha başka servislerle çalışmamaktadır. Firmamız 21 yıldır değerli hemşerilerimize hertürlü kolaylığı sağlamaktadır.
Kastamonu ilimizden bir çok kombi kullanıcısı kullanmakta oldukları kombi hangi marka olursa olsun firmamızı arayıp gerek teknik bilgi edinmekte gerekse arızalı kombi kartlarını firmamıza gönderip tamir ettirmektedir.
Yaşadığınız ilde ve ilçelerde öncelikle yetkili servisinize güvenin ve yetkili servisinize danışarak haraket edin. Ehli olmayan insanlara cihazlarınızı elletmeyin.

Kullanmakta olduğunuz cihazların kullanma kılavuzlarını dikkatlice okuyun.
Bacalı kombi, Doğalgaz sobası, Kömür sobası kullanan vatandaşlarımız sizler çok daha dikkatli ve tedbirli olmalısınız. Her sene kış sezonuna girmeden önce baca temizliginizi ve cihaz bakımlarınızı mutlaka yaptırınız. Fırtınalı,Lodoslu havalarda cihazlarınızı kullanmayınız. Bakınız >>> http://www.baymakservis.com/karbonmonoksit_zehirlenmesi.html  dikkatlice okuyun dostlarınıza bu linki paylaşın insanların bilinçlenmesi konusunda yardımcı olun.
Yukarıda Loğolarda görünen firmalara ait kombilere servis hizmeti sağlanmaktadır. Yine Loğolarda görünen markalara ait kombilerin kombi kartları firmamızda 1 yıl garantili tamir edilmektedir.

 

Kombinizde ya da Hidroforunuzda bir sorun varsa  yapmanız gereken tek şey Firmamızın telefon numaralarını aramak.

KURTULUŞ TEKNİK ISI-KOMBİ VE HİDROFOR SİSTEMLERİ

HİZMETLERİMİZ:
          KOMBİ
Kombi montajı
kombi tamiri.
Kombi bakımı.
Kombi fan motoru tamiri ve bakımı.
Kombi üç yollu tamiri ve bakımı.
Kombi sirkülasyon pompası tamir ve değişimi.
Kombi genleşme tankı değişimi.
Kombi eşanjör temizligi ve değişimi.
Kombi revizyonu.
          KOMBİ KART TAMİRİ
Alarko kombi kart tamiri.
Airfel kombi kart tamiri.
Ariston kombi kart tamiri.
Baymak kombi kart tamiri.
Baykan kombi kart tamiri.
Buderus kombi kart tamiri.
Eca kombi kart tamiri.
Ferroli kombi kart tamiri.
Doğsan kombi kart tamiri.
          HİDROFOR
Hidrofor satış.
Hidrofor montajı.
hidrofor tamiri.
Hidrofor bakımı.
Hidrofor genleşme tankı değişimi.
Hidrofor balon değişimi.
Hidrofor revizyonu.
          GENLEŞME TANKLARI
Genleşme tankı satışı.
Genleşme tankı montajı.
Firmamız tarafından yapılan tüm tamir bakım ve işçilik 1 yıl Garanti kapsamındadır.
Kombi revizyonlarına firmamız 2.yıl Garanti vermektedir.

TEŞEKKÜRLER HİKMET KARAYEL

Posted by Halaçlı Köyü On Aralık - 31 - 2011

 

Op-Dr-Hikmet-Karayel19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan ve ihtisasını Ankara Eğitim Araştırma Hastanesinde tamamlayan Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hikmet Karayel, ilk görev yeri olarak Kastamonu Dr. Münif İslamoğlu Devlet Hastanesinde harikalar yaratıyor. El, yüz, çene gibi kırık ve kesiklerin plastik cerrahisi alanında Kastamonu ilimizdeki hastalar artık başka yerlerde çözüm aramayacak. Sayın Op.Dr.Hikmet Karayel bey aynı zamanda Köyümüzden Musa Ayanoğlu’nun spreal motoru ile kestiği kolunun amaliyatını başarı ile gerçekleştirmiştir.

2 ay önce spreal motoru ile elini bilek mesafesinden kesen ve Kastamonu ilimizde plastik cerrahi olmadığı için acil müdahalesi kalp damar cerrahı tarafından yapılan Musa Ayanoğlu İstanbul ilimizde Cerrahpaşa ve Çapa hastahanelerinde muayene olmuş fakat pek ilgi alaka görememişti. Kastamonu ilimize atanan Op.Dr.Hikmet Karayel beyin göreve başlaması ile Musa Ayanoğlu’nun önce tedavisi sonra amaliyatı yapılmış ve daha önce haraket etmeyen 3 parmak haraket etmeye başlamıştır. Op.Dr.Hikmet Karayel beye teşekkürlerimizi iletiyoruz.

 

 

  

Anne anne, Allah bizi görüyor (Yorum yaz)

Posted by kalpgozu On Kasım - 3 - 2010

Hazret-i Ömer, halifeliği sırasında bir gece asayişi kontrol için Medine sokaklarında dolaşıyordu. Gecenin karanlığında önünden geçmekte olduğu bir evden yüksek sesler işitti. Bir anne kızına şöyle diyordu;
- Kızım, yarın satacağımız süte su karıştır!
- Anne, Halife süte su karıştırmayı yasak etmedi mi?
- Kızım, gecenin bu saatinde Halifenin nerden haberi olacak, o şimdi yatağında yatıyor.
- Anne! Anne! Halife uyuyor, haberi olmaz diyorsun! Her şeyi bilen, gören ve her şeye kâdir olan Allahü teâlâ bizi görüyor, hâlimizi biliyor! Hilemizi insanlardan gizleyebiliriz, fakat her şeyi bilen ve gören Allah’tan nasıl gizlersin?

Hazret-i Ömer, bu kızın güzel ahlakına çok hayran kaldı. Bu durumu hanımına da anlattı. Sonra da, o kızı oğlu Asım ile evlendirdi. Asım’ın bu kadından bir kızı oldu. Bu kızdan da âdil halifelerden Ömer bin Abdülaziz hazretleri doğdu.

Açlıktan ölen servet sahibi (Yorum yaz)

Posted by kalpgozu On Kasım - 3 - 2010

Yusuf aleyhisselam, iftira yüzünden zindanda iken Mısır hükümdarı bir rüya görmüştü. Korku ile uykusundan uyanıp; Ben rüyamda 7 semiz ineğin 7 zayıf ineği yediğini ve 7 yeşil başak, 7 de kurumuş başak gördüm. Eğer rüya tabiri biliyorsanız, bu rüyamı tabir edin dedi. Onlar, Biz böyle rüyaları tabir edemeyiz dediler. Hazret-i Yusuf ile zindanda kalan şerbetçi, Hazret-i Yusuf’un rüya tabir ettiğini hatırlayarak; Ben bu rüyayı tabir ettireceğim dedi. Hazret-i Yusuf’un yanına gitti. Mısır hükümdarının rüyasını anlatıp tabirini istedi.

Hazret-i Yusuf, “7 sene bolluk, sonra 7 sene kıtlık olacak. Bollukta saklayın, kıtlıkta bunları yersiniz. Bolluk senelerinde çok ekip, ekinleri sapları ile beraber, başakları ile ambarlara koymalısın. Bu şekilde ekinler bozulmadan kalır, hem de saplar hayvanlarınız için yem olur. Halka da, ekinlerinden ihtiyaçları kadarını yemelerini, geriye kalanını saklayıp korumalarını emretmelisin. Bu yiyecekler kıtlık senelerinde sizin ve çevredeki insanların ihtiyaçlarını karşılayacaktır” dedi.

Hazret-i Yusuf’un tavsiyelerini beğenen hükümdar; Mısır’ın hazinelerinin idare işini Hazret-i Yusuf’a bıraktı. Yani onu maliye nazırı yaptı. O da gerekli tasarruf ve iktisat yolunu tuttu. 7 bolluk senesinden sonra 7 kıtlık senesi geldi. Her taraftan tahıl almak üzere insanlar gelmeye başlamıştı.

Bu olaylardan bir müddet sonra Yemen’e çok şiddetli bir sel gelir, ağaçları kökünden söker, binaların yıkılmasına sebep olur. Sular çekildikten sonra eski bir mezarın açıldığı görülür. Ortaya bir kadın cesediyle büyük bir servet çıkar. Kitabedeki yazı okunduğunda, bu cesedin Himyeri hükümdarlarından birinin kızı olan Tace adındaki bir kadına ait olduğu anlaşılır. Tace’nin cesedinin boynunda 7 inci gerdanlık, kollarında 7 kıymetli altın bilezik, ayaklarında mücevherli 7 halhal ve on parmağın 7 sinde muhteşem mücevher yüzüklerin bulunduğu görülür. Ayrıca baş tarafında çok kıymetli eşya ile doldurulmuş hazine gibi bir tabut parladığı da dikkatlerden kaçmaz. Bu tabutun ön kısmında ki levhada yazılı olanlar ilgi çekicidir.

Hitabede şunlar yazılı idi:
Ben hükümdarın kızı Tace’yim. Memleketimizde müthiş bir kıtlık çıktığı için, tahıl getirtmek üzere, birkaç adamımı, Mısır maliye nazırı olan Yusuf aleyhisselama yolladım. Epey bir zaman geçtiği halde gönderdiğim adamlar gelmeyince, adamlarımızdan bazılarına bir kantar (50 kilo kadar) gümüş verip herhangi bir yerden bununla bir kantar un alıp getirmesini istedim. Onlar da bulamadılar. Nihayet bir kantar altın verip tekrar gönderdimse de, yine bulamadıklarından, incileri öğütüp yemekten başka çare bulamadım. Fakat o da beni besleyemediği için, büyük bir servet içinde açlıktan ölümle yüz yüze kaldım. Benim bu acıklı hâlimi işitenler, gerekli dersi almalı, servetine güvenmemeli, gerekli iktisat yolunu tutmalıdır. Tarihte altının da, incinin de, geçmediği durumlar varsa da, benden başka dünyada hangi kadın bu kadar muhteşem ziynetler içinde ölmüştür?

Hazineler bu kadına fayda etmediği gibi, ahirette de para pul geçmeyecektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Üzerinde kul hakkı olan, ölmeden önce ödeyip helalleşsin! Çünkü ahirette altının, malın değeri olmaz. O gün, hak ödeninceye kadar, kendi sevaplarından alınır, sevapları olmazsa, hak sahibinin günahları buna yüklenir.) [Buhari]

Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz! (Yorum yaz)

Posted by kalpgozu On Kasım - 3 - 2010

Evliyâ zâtlardan

Ahmed bin Harb hazretlerini,

“rahmetullahi teâlâ aleyh”

bir gün, bir müslüman evine çağırıp;

- Efendim, hastamız ölmek üzeredir.

Kendisine Kelime-i şehâdeti telkin

etseniz. Biz bir türlü söyletemedik,

diye arzetti.

Mübârek zât hastanın yanına geldi

ve kendisine şehâdeti telkîn etti:

- Haydi, bir kere Allah de!

Haydi, Lâ ilâhe illâllah de! Üçüncüde, hasta gözlerini açıp;

- Boşuna uğraşmayın, o kelimeleri

söylemeye dilim dönmüyor,

dedi ve öylece öldü. Büyük Velî yakınlarına dönüp sordu:

- Önceki hayatı nasıldı hastanızın? – Her gün şarap içerdi efendim,

dediler.
- Beş vakit namazını kılar mıydı?

- Hayır efendim, kılmazdı. – Peki, tövbe eder miydi?

- Maalesef hocam, etmezdi.
O zaman buyurdu ki:

- Hepimiz, bu kötü hâlden ibret almalı

ve dâima dînimize uygun yaşamalıyız.

Zîra Peygamberimiz “aleyhisselâm”

(Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz!)

buyuruyorlar.

Sen niçin oynamıyorsun? (Yorum yaz)

Posted by kalpgozu On Kasım - 3 - 2010
Ebül Hayr el Aktâ hazretleri
“rahmetullahi teâlâ aleyh” çocukları çok sever, ilgilenirdi onlarla.
Bir gün oyun oynayan çocukları gördü.

Ancak bir tânesi bir köşeye çekilmiş

oynamıyor, seyrediyordu sadece.

Yanına yaklaşıp;

- Evlâdım, sen niçin oynamıyorsun?

diye sordu.
Çocuk cevaben;

- Oynamak içimden gelmiyor amca,

dedi.
Büyük Velî onun başını okşayıp;

- Niçin içinden gelmiyor yavrum?

Haydi kalk, sen de katıl oyuna,

buyurdu.
Ancak çocuk kararlıydı:

- Hayır amca, oynamak istemiyorum,

- Neden istemiyorsun?

- Biz oyun için yaratılmadık ki, Bu söz, büyük Velînin

çok hoşuna gitti ve sordu hemen:

- Peki, ne için yaratıldık yavrum? – Rabbimize ibâdet etmek için. – Evlâdım sen küçüksün günahın da yok.

Şimdi oyna, büyüyünce ibâdet edersin,

buyurdu.
Çocuk cevaben;

- Babam ocağı yakarken, kalın odunları

ince çırpılarla tutuşturuyor. İşte ben,

yârın Cehennemde yanacak olan ince

çırpılardan olmak istemiyorum amca,

dedi.
Mübârek zât, araştırdı bu güzel çocuğu.

Seyyidler’den yâni evlâd-ı Resul’den

olduğunu öğrendi sonunda.
Mısır’da yetişen velîlerden 

Sen niçin oynamıyorsun?
Mısır’da yetişen velîlerden
Ebül Hayr el Aktâ hazretleri
“rahmetullahi teâlâ aleyh” çocukları çok sever, ilgilenirdi onlarla.

Bir gün oyun oynayan çocukları gördü.

Ancak bir tânesi bir köşeye çekilmiş

oynamıyor, seyrediyordu sadece.

Yanına yaklaşıp;

- Evlâdım, sen niçin oynamıyorsun?

diye sordu.
Çocuk cevaben;

- Oynamak içimden gelmiyor amca,

dedi.
Büyük Velî onun başını okşayıp;

- Niçin içinden gelmiyor yavrum?

Haydi kalk, sen de katıl oyuna,

buyurdu.
Ancak çocuk kararlıydı:

- Hayır amca, oynamak istemiyorum,

- Neden istemiyorsun?

- Biz oyun için yaratılmadık ki, Bu söz, büyük Velînin

çok hoşuna gitti ve sordu hemen:

- Peki, ne için yaratıldık yavrum? – Rabbimize ibâdet etmek için. – Evlâdım sen küçüksün günahın da yok.

Şimdi oyna, büyüyünce ibâdet edersin,

buyurdu.
Çocuk cevaben;

- Babam ocağı yakarken, kalın odunları

ince çırpılarla tutuşturuyor. İşte ben,

yârın Cehennemde yanacak olan ince

çırpılardan olmak istemiyorum amca,

dedi.
Mübârek zât, araştırdı bu güzel çocuğu.

Seyyidler’den yâni evlâd-ı Resul’den

olduğunu öğrendi sonunda.

 

 

 

Müthiş kuraklık vardı (Yorum yaz)

Posted by kalpgozu On Kasım - 3 - 2010

Sevgili Peygamberimiz

“sallallahü aleyhi ve sellem” sekiz yaşında iken amcası Ebû Tâlibinın önünde diz çökelim!
Sevgili Peygamberimiz

evinde kalıyordu. Onun teşrîfiyle bereket

gelmişti eve. Ancak Mekke’de müthiş

bir kuraklık vardı o yıllarda. Mekke halkı şaşırmış bir halde bir yerde

toplandılar. Her kafadan bir ses çıkıyordu. Kimi;

- Hâlimizi Lât putuna arzedelim! Kimi;

- Hayır hayır, Uzzâ’ya gidelim! kimi de;

- En iyisi Menât’

diyordu.
O esnâda güngörmüş bir ihtiyar;

- Ey Kureyş halkı! Yazıklar olsun size!

Bizim aramızda, İbrâhim Halîlullahın

Evlâtları varken, siz hâlâ şu cansız

putlardan mı medet umuyorsunuz?

diye seslendi.
Kalabalık hep birden;

- Tabii ya, çok doğru söylüyor!

dediler.
Ve derhal Ebû Tâlib’in kapısına koşup;

- Yâ Ebâ Tâlib şu kıtlıkta çocuklarımız

ölüyor hayvanlarımız kırılıyor. Çok zor durumdayız. Senin mübârek neslini

vesîle edip yağmur duâsına çıkmak

istiyoruz, sen ne diyorsun?

dediler.

Ebû Tâlib onlara;

- Çok iyi olur, haydi gidelim!

dedi ve
nur yüzlü Efendimiz’in başını okşayıp;

- Haydi yeğenim, Beytullaha gidiyoruz!

dedi.

Önde Ebû Tâlib ve Allahın Sevgilisi,

arkada Mekke halkı, Kâbe’ye geldiler. Ebû Tâlib, sırtını Kâbe duvarına dayayıp

duâ ederken, Efendimiz Kâbe örtüsüne

yapışıp, şehâdet parmağını göğe uzattı.

Sonrası mâlum. Mavi gök, yağmur yüklü

bulutlarla doldu bir anda. Gök gürültüleri,

şimşekler ve ardından rahmet. İnsanlar

da kandılar suya, bitki ve hayvanat da. Nitekim,

Muhammed Mustafâ Efendimiz

“sallallahü aleyhi ve sellem”

âlemlere rahmet olarak

gelmişti.

Sert bakmıştı güneşe
 

 

Hazret-i Ömer-ül Fârûk

“radıyallahü teâlâ anh”

bir gün evinin önünde hırkasını yamıyordu.

Ancak yaz mevsimi olduğundan, hava çok

sıcaktı ve güneş değdiği yeri kavuruyordu.

Hazret-i Ömer’in de “radıyallahü anh”

mübârek sırtını fenâ yakmıştı ki,

dönüp sertçe baktı güneşe.

O nazarla güneşin harâreti azaldı, hava

karardı ve Cebrâil aleyhisselâm

geldi ve Allahü teâlânın;

- Ey Habîbim! Ömer’e söyle, bir defa da

şefkatle baksın güneşe, yoksa güneşin

bu azalan nûru, bir daha avdet etmez!

buyurduğunu Resûl aleyhisselâma bildirdi:

Sevgili Peygamberimiz

“sallallahü aleyhi ve sellem”

hazret-i Ömer’i “radıyallahü anh”

çağırıp bildirdi bu emri.

Hazret-i Ömer “radıyallahü anh”;

- Baş göz üstüne yâ Resûlallah!

dedi.

Ve başını çevirip, şefkatle bir baktı güneşe.

O anda güneşin ziyası tekrar geldi yerine.

O karanlık gidip, aydınlandı her yer yine.

Atalarımız böyle âdil idi (Yorum yaz)

Posted by kalpgozu On Kasım - 2 - 2010

İstanbul’un fethinden sonra, Osmanlı askerleri, Bizans hapishanelerini kontrol ettiler. En ücra bir mahzende üç papaz buldular. Alıp Fatih Sultan Mehmed Han’a götürdüler. Sultan, onlara hapsedilmelerinin sebebini sordu. Papazlar, “Biz, Bizans’ın en ileri gelen papazları idik. İmparatorun zulüm ve işkencelerinden, yaptığı rezalet ve sefahetten dolayı kendisini ikaz edip, sonunun yakın olduğunu söyledik. O da, bize kızdı zindanlara attırdı” dediler.

Fatih Sultan Mehmed Han, papazların ellerine serbest dolaşma belgesi verip, memleketini gezip görmelerini, Osmanlı Devleti hakkında kendisine görüşlerini bildirmelerini istedi.

Papazlar, İstanbul’da bir çarşıya girip, sabahın erken vaktinde bir şeyler almak istediler. Siftah yapan bir dükkandan, komşuları siftah yapmadan ikinci bir şey alamadılar.

Anadolu’ya geçtiler dolaşırken, ezan okunmaya başladı. Kimse dükkanını kapatmaya bile lüzum görmeden camiye gittiler. Hiç kimse, bir başkasının malına, canına, ırzına, namusuna zarar vermeyi aklından bile geçirmiyordu.

Papazlar, bütün bu hadiselerden dolayı şaşkına döndü. Kaç şehir dolaştıkları halde, bir mahkemeye tesadüf edemediler. Her kasabada kâdı var, fakat dava yoktu. Hırsızlık yok, katillik yok, namussuzluk yok, eşkıyalık ve dolandırıcılık yok, kötülük yoktu. Birkaç ay dolaştıktan sonra, şehrin birinde bir mahkemenin olacağını haber alıp, oraya koştular.

“En sonunda Osmanlının aksak yönünü yakalarız ümidiyle dinleyici olarak içeri girdiler. Davalı ve davacı geldi. Kâdı yerine geçip meseleyi dinledi.

Adamlardan biri anlattı: “Efendim, bendeniz bu din kardeşimin tarlasını arzu ettiği fiyat üzerinden satın aldım. Birkaç sene ekip kaldırdım. Fakat bu sene çift sürerken, sabanımın demirine bir şey takıldı. Kazıp çıkardım. İçi altın dolu bir küptü. Küpü götürüp, daha önce tarlayı satın aldığım bu kardeşime vermek istedim. O kabul etmedi: ‘Ben tarlamı, altı ve üstüyle birlikte sattım. Onun ekip kaldırdığında bir hakkım olmadığı gibi, toprağın altında da bir hakkım olamaz’ dedi.”

Üç papaz, altın küpünün kimin olacağına dair mahkemeyi ibretle seyrediyorlardı. Tarlanın yeni sahibi çıkarttığı altın küpünü eski sahibine vermek istiyor, “Toprağın altında küpün varlığından haberdar olsaydı, bana orayı satmazdı” diyordu.
Eski sahibi ise, “Efendim, durum kardeşimin anlattığı gibi vâki oldu. Ancak, bendeniz ona, o tarlayı, altı ve üstüyle birlikte sattım. Onun ekip kaldırdığında bir hakkım olmadığı gibi, toprağın altında da bir hakkım olamaz. Senelerdir ben o tarlayı sürerim, benim nasibim olsaydı ben bulurdum” diyordu.

Kâdı efendi, bu iki müslüman arasında hüküm vermekte güçlük çekmedi. Çünkü, birinin temiz ve saliha bir kızı, diğerinin de salih bir oğlu vardı. (Bu gençleri evlendirelim, bu küp altın da onların düğün hediyesi olsun) diye teklif yaptı. Onlar da kabul ettiler. Davayı böylece halletmiş oldu. Papazlar da şaşkınlıktan ne yapacaklarını bilemez bir halde oradan ayrıldılar.

Papazlar, Anadolu seyahatlerine devam ettiler… Yine bir gün, bir mahkemeye şahit oldular. Kâdı efendi, davacıya söz verdi. O da meseleyi şöyle anlattı: “Bir hafta önce bu kardeşimden bir at satın aldım. Evime götürüp bakımını yaptım. Ancak birkaç gün sonra at rahatsızlandı. Atın daha önceden hasta olması mümkün olabileceği gibi, ben aldıktan sonra da hastalanması mümkün idi. Atı satın aldığım arkadaşa bir şey diyemedim. Gelip durumu size arz edeyim ki, aramızı bulasınız diye düşündüm. Ancak o gün sizi bulamadım. Siz şehir dışına gitmiştiniz. Siz geri gelmeden de at öldü. Hükmünüzü talep ederim.”

Kâdı efendi düşündü. At ölmüş, onlar arasında dava bitmişti. Suç kendisinindi. Atı satanı suçlayamazdı. Çünkü atın durumu ortaya çıkmamıştı. Öbürü de vaktinde müracaatını yapmıştı. Tek eksik taraf; kendisinin şehirde, vazife yerinde bulunmaması idi. O halde atın ücretini o ödemeliydi. Atın fiyatını öğrenip, kendi cebinden bedelini verdi.

Böyle âdil bir kâdı efendinin ve böyle âdil bir mahkemenin mevcudiyetini akıllarına sığdıramayan Bizans papazlarının, hayretlerinden ağızları açık kaldı…

(Anadolu’da bu kadar dolaştığımız yeter) diyen papazlar, İstanbul’a dönüp, İstanbul Kâdısı Hızır Bey’in huzurunda, Padişah Fatih Sultan Mehmed Han ile, bir Hıristiyan arasında bir davanın görüleceğini duydular.

Koca Osmanlı Devleti’nin Sultanı, çağ açıp çağ kapayan İstanbul Fatihi Sultan Mehmed Han ile bir hıristiyan mimar, Kâdı Hızır Bey’in karşısında ayakta bekliyorlardı. Fatih Sultan Mehmed Han, vazifesine ihanet eden Hıristiyan mimarı mahkemesiz cezalandırmış, Hıristiyan mimar da, Kâdı Hızır Bey’e şikayet etmişti.

Hızır Bey, Fatih Sultan Mehmed Han’ı haksız bulup aynı şekilde Sultanın da cezalandırılmasına hükmetti. Eğer mimar rıza gösterirse, diyetle kurtulabilecekti. Hıristiyan mimar, bu adalet karşısında ne yapacağını şaşırdı. Oracıkta, Kelime-i şehadet getirip müslüman oldu…

Papazlar, fetihden sonraki İstanbul hayatını da çok merak ediyorlardı. Müslümanların oturdukları, yeni yeni yerleşmekte oldukları mahallelere gittiler. Onların tam bir teslimiyet ve sükunetle işlerini yaptıklarını tam bir temizlik ve titizlikle eşyalarını yerleştirdiklerini gördüler. İstanbul bambaşka olmuş, sanki, birkaç ay önceki Bizans gitmiş, yerine gökten bir İstanbul inmişti.

Padişah tarafından Osmanlı ülkesini gezip görmekle vazifelendirilen papazlar, İstanbul’daki Hıristiyan mahallelerini de görmeden edemediler. Bugünkü Fatih Camii’nin doğu taraflarına ve Fener’e doğru gittiler. Hıristiyanlar bile değişmiş, sokaklardaki pislik azalmıştı. Kimse kimseye zulmetmeye cesaret edemiyordu. Kâdı Hızır beyin, Padişaha bile ceza vermekten çekinmemesi onları korkutmuştu. Herkes sessiz, sakin işine devam ediyor, eskisi gibi içip içip, sokaklarda, nârâlar atamıyorlardı. Kimseyi rahatsız edemiyorlardı. Hıristiyanların en fakirine bile ev verilmiş, kimse aç ve açıkta bırakılmamıştı. İstanbul’da herkes huzur içerisinde idi.

Papazlar, bütün bunları gezip gördükten sonra, birkaç gün dinlenip düşündüler, izin isteyip padişahın huzuruna çıktılar. Gördüklerini bir bir arz edip; (Bu millet ve devlet, böyle giderse, kıyamete kadar devam eder) dediler. (Böyle bir ahlak ve yaşayışa sahip olan insanların dini, elbette Allahü teâlânın hak dinidir) dediler, Kelime-i şehadet getirip müslüman olmakla şereflendiler.

GENÇLİK ATEŞİ

Posted by Halaçlı Köyü On Ekim - 28 - 2010

Uğur AYCIOĞLU

ugur aycioglu

 

 

 

 

 

 

 

 

TRAKTÖRLER HAKKINDA ÖNEMLİ BİLGİLER

Traktör, tarımsal işlerde kullanılan, tekerlekli veya paletli kendi kendine hareket edebilen bir kuvvet makinesidir.

Tarımda en önemli buluş olarak kabul edilen traktör, günümüz tarımında gelişmelerin sembolü ve tarımsal işletmelerin temel aracıdır.Ülkeler arası makineleşme derecelerinin karşılaştırılması, traktör varlıklarına göre yapılmaktadır. Milletlerarası tarım makineleri ticaretinin yarısından fazlasını tek başına traktör meydana getirmektedir.

Ülkemiz geniş tarım alanları ile traktör kullanımı için son derece elverişli bir ülkedir. Traktör türlerini sınıflandırırsak:

1) Hareket Sistemlerine Göre

a) Tek akslı traktörler

Tek tekerlekli traktörler
İki tekerlekli traktörler
b) Çift akslı traktörler

İki arka tekerleği tahrikli klasik traktörler
Dört tekerleği tahrikli traktörler
c) Paletli traktörler

2) Kullanılma Amaçlarına Göre

a) Standart traktörler

b) Çapa traktörleri

c) Alet taşıyıcı traktörler

d) Bahçe traktörleri

e) Özel traktörler

3) Motor Gücüne Göre:

Motor gücüne traktörler 4 grup altında incelenir.

a) 0.5-12 BG (Bahçe traktörleri)

b) 12-23 BG (Küçük traktörler)

c) 23-40 BG (Orta traktörler)

> 40 BG (Büyük traktörler)

Traktör kelime olarak çeken anlamına gelir.Fakat traktörün yaptığı işler sadece çeki işlerinden ibaret değildir.Günümüz traktörleri çekme işlemi yanında; kasnak ve kuyruk mili işlerini, yükleme işlerini (kepçe ile) rahatlıkla yapabilecek kapasitede imal edilmiştir

Traktör diğer motorlu taşıtlardan yapı ve dış görünüş bakımından farklı özellikler taşımakta ve diğer taşıtlarda olmayan çeki kancası, kayış kasnağı, kuyruk mili, kaldırma düzeni, diferansiyel kilidi, çift tesirli debriyaj bulundururlar. Son üretilen tarım traktörlerinin hızları 40 km/saat’e ulaşmıştır.

TRAKTÖR SATIN ALIRKEN DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR
•Traktör GÜCÜ: Alınacak traktörün gücünü; işletmenin büyüklüğü, işletmenin karakteri (yapılan tarım çeşidi) arazinin toprak karakteri, elde mevcut olan veya alınacak tarımsal mekanizasyon aletleri etkiler.
•Servis ve Yedek Parça Durumu:Yedek parça ve servis istasyonunun yakınlığı, traktörün arızasının hemen giderilmesi, yedek parçasının kolay ve çabuk sağlanabilmesi bakımından önemlidir.Bu sebeplerden uygun firma ve marka seçilmelidir.
•Tekerlek Büyüklüğü:Ağır çeki işlerinde geniş, çapa işlerinin yapılmasında ise dar lastik seçilmelidir.
•Soğutma Sistemi: Su soğutmalı olanlar tercih edilmelidir.Hava soğutmalı traktör motorları su soğutmalılara göre daha gürültülü çalışır ve motor hararetini kontrol altında tutmak zordur.
•İlave Parçalar: Ön kepçe tertibatının bulunması ve kepçeye uygun bağlantı yerlerinin olmasına dikkat edilmelidir.
•Kuyruk Mili ve Kasnak:Kuyruk mili her traktörde vardır.Fakat çeşidi önemlidir.Serbest motor kuyruk mili veya motor kuyruk mili yada mümkünse serbest motor kuyruk mili ile birlikte yol kuyruk mili olanlar tercih edilmelidir. Kasnak olmayabilir,ancak sonradan takılabilir.
•Ekipmanlar:Traktör mümkünse işletmede kullanılabilecek ekipmanlarıyla (pulluk, tırmık, diskaro, römork, kültüvatör vb.) birlikle satın alınmalıdır.
Kullanılmış Traktör Alırken Dikkat Edilecek Özellikler:

Genellikle kullanılmış bir traktör almak tavsiye edilmez, fakat almaya mecbur kalınırsa; şu özelliklere dikkat edilmelidir.
Traktörün Dış Görünüşü: Kötü bir dış görünüşe sahip olan traktörün, motoru da bakımsızlıktan dolayı kötü durumda olabilir.
Motorun Durumu: Motor güç testine tabi tutulmalıdır.Orta viteslerin birinde ilerlerken ani olarak el veya ayak freni ile yükleme yapılır.Motorda tekleme olup olmadığına egzozdan çıkan gazların rengine, motordan anormal ses gelip gelmediğine bakılır. Motorda tekleme varsa; piston silindir aşınmış, segman kaynamış veya kırılmış olabilir.Anormal ses gelirse; yataklarda boşluk olabilir.

Egzoz gazları mavi renkte çıkarsa; motor yağ yakıyordur

•Debriyaj (Kavrama) Kontrol: Orta viteslerden biri ile ilerlerken el veya ayak freni ile frenleme yapıldığında motor devri azalmadan traktörün ilerleme hızı düşerse debriyaj kaçırıyor demektir.Debriyaj balatası aşınmış veya yağlanmış olabilir.

Motor çalıştırılıp, debriyaj pedalı yavaş yavaş bırakılırken traktörde anormal bir sarsıntı hissedilirse, debriyaj balatasının veya volanın yüzeyi çizilip aşınmıştır yada debriyaj baskı diskinin baskı yayları ayarsız, bozuk, baskı parmaklarının boylan ayarsızdır.
Fren Kontrolü : Zemini düz bir yolda yüksek vites ve hızda ilerlerken ani olarak frene basıldığında traktör savrulduğundan belli bir mesafe ilerledikten sonra durması gerekir. Traktörden inilip lastik izlerine bakılır.Her iki lastiğin yol zemininde bıraktığı iz eşit olmalıdır. Lastik izleri eşit değilse, fren balataları aşınmış, kampanalar ayarsız olabilir.

Bir tamirata gerek olup olmadığı iyice kontrol edilmelidir.Bozuk yol koşullarında ön düzen kontrolü yapılır. Pimlerde boşluk varsa direksiyon simitin de vuruntu hissedilir.Ön tekerleklerde yalpalama olup olmadığı kontrol edilir.Yalpalama varsa rot veya rot başlarında boşluk vardır. Ön tekerleklerin öne kapanıklığı normalden az veya fazla olursa tekerleklerde yalpalama ve viraj almada zorluk olur. Traktör dururken direksiyon simidi tekerlekleri oynatmayacak şekilde sağa-sola çevrilerek, direksiyon dişli kutusu ve rotlardaki boşluk kontrol edilir. Direksiyon simidinde hissedilen bu boşluk 8-10 cm olmalıdır. Fazla olursa, direksiyon kutusundaki dişli sistemleri aşınmış veya rotlarda boşluk olabilir.
•Elektrik Sistemi kontrolü: Akümülatör kontrol edilmeli, kablo! gözden geçirilmelidir. Bütün lambalar yakılıp, marşa basılarak akümülattir ve şarj kontrolü yapılmalıdır.
•Lastiklerin Kontrolü: Arka lastiklerin tırnaklarının aşınır durumu ve tırnak yükseklikleri kontrol edilmelidir.ön lastiklerde anormal aşınma varsa ön düzende ayarsızlık olduğunu gösterir.
TRAKTÖR KULLANIRKEN DİKKAT EDİLECEK EMNİYET KURALLARI

Emniyetli bir çalışma için; öncelikle dikkatli olmak ve emniyet kurallarını bilmek gerekir.Dikkatsiz ve emniyet kurallarını bilmeyen sürücüler hem kendilerine hem de başkalarına zarar verirler.

Emniyet için;
•Sürücü belgesine sahip olmalı, karayollarında seyrederken trafik kurallarını bilmeli ve uygulamalıdır.
•Birlikte çalıştığı kişilerinde emniyetinden sorumlu olduğunu bilmelidir.
•Sürücü el kitabında belirtilen esaslara göre traktörün bakım ve ayarları muntazam yapılmalıdır.
•Motoru çalıştırmadan önce vites ve kuyruk mili kolları boşa alınmalıdır.
•Traktör kapalı yerde uzun süre çalıştırılmamalıdır.
•Motor çalışırken yakıt ikmali yapılmamalıdır.
•Motor asla hava filtresiz çalıştırılmamalıdır.
•Traktör hareket halinde iken, traktör veya bağlı ekipman üzerinde bakım ve ayar yapılmamalıdır.
•Sürücünün yanında başka kimsenin traktöre binmesine izin verilmemelidir.
•Yola çıkmadan önce fren pedalları bağlanmalıdır.
•Yokuş inerken, o yokuşa çıkılabilecek vitesle inilmeli, vites boşa alınmamalı veya debriyaj pedalına basılarak inilmemelidir.
•Açık mafsalların ve kayış kasnağının yanına bol elbiselerle yaklaşılmamalıdır.
•Traktör hareket halinde iken, sürücü koltuğundan edilmelidir.
•Elektrik sistemi üzerinde çalışılacağı zaman akünün eksi (-) kutbu sökülmelidir.
•Traktör dururken vites boşta bırakılmamalı, el freni çekilmeli ve geri vitese takılmalıdır. Yokuş yukarı durmalarda ise el freni çekilip, birinci vitese takılmalıdır.
•Orta bağlantı kolu ile hiç bir şey çekilmemelidir.
•Çeki demiri çekilecek araca uygun ayarlanmalıdır.
•Yokuş çıkıp, inerken bağlı olan alet-ekipman hidrolikle en alt seviyeye indirilerek iyi bir denge sağlanmalıdır.
•Traktör hidroliğine bağlı ekipman kalkık durumda iken altında çalışılmamalıdır.
•Traktörle çalışırken ayaklar fren ve debriyaj pedalları üzerinde tutulmamalıdır.
•Traktörle çalışmalarda, traktör ve ekipman yanına küçük çocuk ve ilgisi olmayanlar yaklaştırılmamalıdır.
•Motor sıcak iken radyatöre soğuk su konulmamalı veya motor susuz çalıştırılmamalıdır.
•Arkasına alet-ekipman bağlı olan traktör ani olarak durdurulmamalıdır.
•Traktörle çalışırken şahlanması halinde derhal debriyaja basarak kavrama ayırılmalıdır.
•Eğimli arazide çalışırken traktörün iz genişliği arttırılmalı ve çalışma hızı azaltılmalıdır. (Hız bir kat arttığında kaza ihtimali 4 kat artmaktadır.)
•% 5′den fazla eğimli yerlerde iniş ve çıkışlarda uygun vites kullanılmalı ve vites değiştirilmemelidir.
•Savrulmayı önlemek için dönüşlerde ve fren yapılmadan önce hareketlini azaltılmalıdır.
•Traktörün ilk çalıştırılması; ot, sap, saman gibi çabuk yanabilir maddelerin yakınında yapılmamalıdır.
•Motorun ilk çalıştırılması; marş motoru ile yapılmalı, çekerek veya yokuş aşağı salarak çalıştırılmaktan kaçınılmalıdır.
•Traktöre uygun ekipman bağlanmalıdır.
•Üzüntülü ve yorgun durumda traktör kullanılmamalıdır.
Hareket Halinde İken Uygulanacak Kurallar

•Debriyaj pedalı ayak desteği olarak kullanılmamalı, işi bittiğinde ayak Pedaldan hemen çekilmelidir.
•Yokuş aşağı inerken, yokuşun başında o yokuşa çıkılabilecek vitese takılmalıdır. Vitesi boşa alarak veya debriyaj pedalına basarak yokuş aşağı hiç bir zaman inilmemelidir.
•Vites değiştirmelerde debriyaj pedalına tam olarak basılmalıdır.Tarım makineleri ile çalışmalarda (örneğin pullukla sürümde) hareket halinde iken vites değiştirilmemelidir.
•Hareket halinde vites büyütürken, bulunduğunuz viteste tam devir alındıktan sonra gaz kesilir, debriyaja basılır ve en kısa zamanda bir üst vitese takılır. Gaza basarken debriyaj yavaşça bırakılmalıdır.
Vites küçültürken debriyaja basılıp gaz bırakılır, vites boşa alınır, debriyaj bırakılıp ara gazı verilmeli ve tekrar debriyaja basarak bir küçük vitese takılmalıdır. Gaza basarken debriyaj yavaşça bırakılmalıdır.

•Yarım debriyaj uzun süre kullanılmamalıdır.
•Yolda bir engel belirdiğinde kazık (tam) fren yapılmamalıdır.Çünkü sürtünen tekerin frenleme kabiliyeti dönen tekerleğe göre daha az olur.
•Yolda su birikintileri varsa hızlı geçilmemelidir. Hızdan dolayı su sıçrar ve marş motoru ile şarj dinamosunu ıslatarak zarar verir.
•Karlı ve buzlu yollarda direksiyon sık sık çevrilmemeli, fren kullanmadan, küçük viteste hafif gaz verilmelidir.
•Durmalarda önce gaz kesilir, hız fazla ise hafif fren yapılarak durulacak yer belirlenip önce debriyaja basılarak frene yavaş yavaş basılır ve traktör durdurulur.Vites hemen boşa alınıp, el freni çekilmelidir. Yola veya işe devam edilmeyecek ise motor stop edilerek küçük bir vitese takılmalıdır.

Fren Kullanma

Gereksiz fren kullanılmamalıdır.Fren motorun gücünü boşa harcamakta, yakıt sarfiyatını arttırmaktadır. Fren lastiklerde, balatalarda ,yüklenmeden dolay yataklarda aşınmalara neden olmaktadır. Gerektiğinde frene yavaş yavaş basılmalı, sert fren yapmaktan kaçınılmalıdır.

Rampada Durma ve Kalkma

Yokuş inerken veya çıkarken durmak ve kalkış yapmak çok dikkat ister.Rampada bir araçla kalkış yapılırken, el freni çekili durumda debriyaja basılıp yokuşu çıkılabilecek uygun vitese takılmalıdır. El gazı ile uygun gaz verilip debriyaj yarım kavrama da iken el freni de bırakılmalıdır. Ayak frenleri kullanıldığında da aynı şekilde hareket edilerek, debriyaj yarım kavramada yavaşça hareket ettirilerek frenler tamamen bırakılmalıdır.

Geri Gitme

Traktörle geri gitmelerde arkasında bir alet-ekipman takılı olup olmadığı dikkate alınmalıdır. Önce yol ve trafik durumu kontrol edilmeli, arka taraf iyice görülecek şekilde geriye döndükten sonra kalkışta olduğu gibi hareket edilmelidir.Geri giderken sık sık öne dönüp bakılmamalıdır.

TRAKTÖRLERİN BAKIMLARI

Traktörde anormal ses ve hareket görüldüğünde, traktör olduğu yerde bırakılıp arıza nedeni, araştırılarak giderilmelidir.Küçük sayılacak arızalar, zamanında giderilmezse daha büyük arızalara neden olmaktadır.Bir yatak bozulmuş ise krank milinin bozulmasına,bir piston kolu kırılması silindir bloğunun parçalanmasına neden olabilir. Duman çıkması; yatak veya piston sarmasından yada yağın azalmış olmasından meydana gelebilir. Anormal sesler; yataklardan, sübablardan veya pistonlardan gelebilir.Fren ve debriyaj balatalarının yanması ise kokuya neden olur.

Bunların dışında traktörlerin bir de periyodik bakımları vardır .Bu bakımlar:

•Günlük (10 saatlik) Bakım
•Haftalık (50 saatlik) Bakım
•Aylık (150-200 saatlik)bakım
•Üç Aylık (300-400 saatlik)Bakım
•Altı Aylık(600-800 saatlik) Bakım
•Yıllık (1000-1200 saatlik) Bakım
Burada verilen rakamlar genel bakım süreleridir ve traktörün üzerindeki traktörmetrede bulunan çalışma saatine göredir.Traktörün Bakım-Kullanma kitabında farklı bakım süreleri verilmiş ise, bu süreler dikkate alınmalıdır. Burada kolaylık sağlama açısından “Haftalık” (50 saatlik) Bakım olarak verilmiştir. Aslında hangisi önce tamamlanırsa ona uyulmalıdır.Yani bir hafta içinde 50 saatten fazla çalışma yapılmışsa, haftanın dolması beklenmeden gerekli bakımlar yapılmalı veya haftalık süre dolmasına rağmen 30 saatlik çalışma yapılmış ise; 50 saatin dolması beklenmeden bakım yapılmalıdır.
TRAKTÖRLERDE HİDROLİK KUMANDA KOLLARININ KULLANILMASI

Hidrolik Kumanda tertibatı; ekipman kaldırma-indirme (Ana kol), ön seçme kolu, yavaşlatma ve taşıma kilit kollarından oluşur.

Anakol; traktör arkasına bağlı askılı ekipmanı kaldırmaya veya indirmeye yarar. Ön Seçme Kolu; traktör arkasına askılı veya çekili ekipmanlarla, yapılan işlere göre en fazla yararı sağlamak üzere yapılmıştır. Üç durumu vardır.

•Çeki kontrol durumu
•Pozisyon kontrol durumu
•Yüzücü pozisyon durumu
Çeki Kontrol Durumu:Toprak işlemelerinde yani pullukla yapılan sürümlerde ve ağır kültüvatörle yapılan çalışmalarda kullanılır. Toprağın istenilen derinlikte işlenmesini sağlar, traktör ve ekipmanın zorlanmadan dolayı zarar görmesini önler. Pozisyon Kontrol Durumu: Özellikle yerden belirli bir yükseklikte çalıştırılan, suni gübre atma makinesi pülverizatör gibi ekipmanlarla çalışıldığında ve ekipman söküp bağlanırken kullanılır. Ekipmanı istenilen yükseklikte sabit olarak tutmaya yarar.

Ön seçme kolunun çeki veya pozisyon kontrolü durumuna getirilmesi her traktörün bakım-kullanma kitabında belirtilmektedir. Ancak kitap yok ise; şu basit yolla öğrenilebilir.

Traktör çalıştırılır, hidrolik kollarına pulluk gibi ağır bir ekipman bağlanır, gaz verilerek motor devri 1000 d/d. üstüne çıkarılır. Ön seçme kolu herhangi bir pozisyona getirilip, ana kumanda kolu yarıya kadar yukarı çekilir.Pulluk tamamen yukarı kalkarsa ön seçme kolu çeki kontroldedir, pulluk tamamen yukarı kalkmaz belirli bir seviyede kalırsa ön seçme kolu pozisyon kontroldedir.Buna göre ön seçme kolunun yeri yapılacak işe göre seçilir.

Yüzücü Pozisyon: Tarla yüzeyinde serbest olarak çalışan ve toprağı kendi ağırlığı ile işleyen ekim makinesi, diskli tırmık, kültüvatör, alet kombinasyonu gibi aletlerle çalışırken kullanılır.Yüzücü pozisyon, hidrolik kumanda kollan hidroliğin en aşağıda ölü durumda olduğu haldir.

Yavaşlama Kolu: Ağır ve hassas alet ve ekipmanın yere indirilirken hızlı inmesini önleyerek, ekipmanın zarar görmemesi için konulmuştur. Ekipmanların kaldırılmasında görevi yoktur.Ekipmanı indirirken kolun yavaş konumuna getirilmesi gerekir.

Taşıma Kilidi Kolu: Asılı ekipmanla yolda giderken sarsıntı ve sallamaların hidrolik sisteme zarar vermesini önlemek için konulmuştur. Yola çıkmadan ekipman kaldırılır ve taşıma kilit kolu kilitlenir.Tarlaya gelindiğinde kilit kolu çözülüp ekipman indirilir.

Yapılan işin çeşidine göre hidrolik kumanda kolları uygun konumlara getirilmelidir.Aksi halde hidrolik sistem zarar göreceği gibi, ayrıca istenilen amaca da ulaşılamaz