Içerik Beslemesi Yorum Beslemesi

Kastamonu Merkez Halaçlı Köyü

orda bir köy var uzakta o köy bizim köyümüzdür

Archive for the ‘Halk Oyunlarimiz’ Category

KASTAMONU HALK OYUNLARI

Posted by Halaçlı Köyü On Nisan - 9 - 2009

 KASTAMONU HALK OYUNLARI

SEPETÇİOĞLU::

kastamonu_halkoyunlari Sepetçioğlu türküsü bir hikâyeyle başlar: “Sepetçioğlu, bir ananın kuzusu…” Fakirdi, ama çok yakışıklıydı. Osman Efe! Sepet örerdi. Zile’den zengin bir ağa geldi, Sepetçioğlu’na sataştı. Bir gün kapıştılar. Zilelinin elinde bir gümüş kalkan, Osman Efe’nin elinde de bir sepet vardı. Sepetçioğlu, Zileliyi öldürüp dağa çıktı. “Eğil dağlar eğil, Osman Efem geliyor…” Osman Efe, bu oyunu ilk defa Hükümet kuvvetleri tarafından kuşatılınca oynamış!

Isparta yöresinde bile gün gören Sepetçioğlu Oyunu tartım (ritim) ve tavırlar bakımından, hem de havasının çığırı itibariyle zeybek oyununun Kastamonu yukarılarında merkezleşmiş bir çeşididir, türkülüdür.

Sepetçioğlu, iki asra yakın m’zisiyle asıl Kastamonu havalisinde oynanır. Çankırı, Çorum, Sinop, Bolu, Zonguldak, Kırşehir gibi Kastamonu’yla hududu bulunan veya yakın illerin nice yerlerinde de yürütülmüş olmakla beraber, oyunun esas şeklinin Kastamonu’da kaldığı kabul ediliyor. Figür ve tavırları orada aslına uygun kalabilmiştir. Ora efeliğinde meşhur “perde” denilen eğlencelerde avratlarla (kadınlarla) oynanıldığı için aydın zümrenin iltifatını kazanamamıştı. Otuz yıl kadar oluyor. Bazı muallimler (öğretmenler) onu, aydınların müsamerelerine de alarak Zeybek ile eşit haklara sahip kılmaya çalışmışlardı. Bunların başında öğretmen Tal’t Mümtaz’ın (Yaman) adı gelir ki, bizzat başarıyla oynuyordu. Esas tipini aynen yaşatmaya çalışıyordu. Kastamonu ve İstanbul’un Türk Ocaklarında keza tanıtmaya gayret etmişti. O yıllarda müheykel (heykel gibi) bir genç ve henüz talebeydi (öğrenciydi).

Sepetçioğlu, çevik bir oyundur. Her türlü sazla oynanır. Biri kadın diğeri erkek çiftlerden karşılıklı 4 veya 6 kişilik beraberliklerce yürütülür. İki kişi oynarken çiftler hiç değişmezler. Oyunu erkek idare eder. Dönme, yürüme ve diz çökmelerde kadın icabına göre yüksek veya alçak sesle erkeğin vereceği komutlarla davranmak zorundadır.

Erkek ve kadının oyundaki yürüyüş, dönüş ve diz çöküş hareketlerinin yönleri aksi taraflaradır. Biri sağa yürürken, öbürü sol yana gider. Biri sağ yanda sağ ayağıyla diz çökerken, öteki solda ve sol ayağı üzerine çöker. Oyuna başlanırken sözlerin şu ilk mısraları söylenir:

Sepetçioğlu bir ananın, bir babanın kuzusu, Hiç gitmeyor yüreğimden efem de sızısı, yandım!

İlk mısra uzunca sürdüğünden, erkek kollarını göğüsleri hiz’sına kaldırıp ellerini birbiri arasından geçirerek döndürür.  O sırada kadın hem sözleri terennüm eder (söyler), hem de bütün vücuduyla titrer. Bu bittikten sonra saz, ara nağmeye geçer. Çok kıvrak bir nakarattır. Oyun asıl kuvvetini bunlardan almaktadır.

İlk figür her iki tarafın oldukları yerde bazı vücut hareketleri göstermeleriyle geçer.

İkinci figür hem sağa, hem sola yürüyüştür.

 

Halk Kültürü
 

HALK MÜZİĞİ VE HALK OYUNLARI

kastamonu_folkloruİle göç olmadığından halk müziği ve geleneksel oyunlar yöre özelliklerini yansıtır. Oyunlar zeybek türündedir. Seyirlik oyunlar, çocuk oyunlarında da öbür illere göre çeşitlilik görülmez.

HALK MÜZİĞİ: Köklü bir müzik kültürü olan Kastamonu uzun havaların kuzeydeki son durağıdır.

İlde iki resmi derleme yapılmıştır. 1928′de İstanbul Belediye Konservatuvarı adına yapılan ilk derlemeyi Yusuf Ziya, Ekrem Besim, Muhittin Sadak ve Ferruh Arsunar gerçekleştirmiştir. 1948′de Ankara Devlet Konservatuvan’nca yapılan ikinci derlemede Muzaffer Sarısözen, Halil Bedii Yönetken ve teknisyen Rıza Yetişen yer almıştır.

Derlenen ezgiler üzerinde yapılan araştırma, yörede köklü bir müzik geleneği yaşandığını göstermektedir. İnsanî, Âşık Kemâli, Âşık Meydânı, Feyzi Berkıya, Kırnaoğlu, Âşık Hasan, Ozanoğlu, Yorgansız Hakkı gibi âşıkların yetişmiş olması da âşıklık geleneğinin sürdüğünü göstermektedir. Sazın, koşma, divan, satranç, kalenderi, semai, müstezat, destan gibi nazım türlerine eşlik etmesi şiire ayrı bir hava kazandırmaktadır.

Sözlü halk ezgilerinin konulan çeşitlidir. Bunlar arasında yiğitlemeler, koçaklamalar, gemici havaları, elpük koşması, yelpük koşma, topal koşma, zil havası, aşağı imaret, çırdak, yarım çırdak, dokumacı türküleri, düğün havaları, güzellemeler, esnaf türküleri, Çanakkale türküsü, kınalı keklik, kına havaları, meydan havaları vb sayılabilir. Bu türküler. Kerem, Kandilli Kerem, Kalenderi, Garip, Bozlak, Tatyan Kerem, Misket, Yahyalı Kerem ayaklarında çalınıp söylenmiştir.

Halk oyunları, zeybek ve kaşık oyunları türündedir. Davulla oynananlar da vardır. Karayılan bunların en bilinenidir. İnebolu dolayları gemici türküsünün özel bir oyunu da vardır. Tekneleri sahile çekme gösterisi olarak nitelendirilen bu oyunda küreğin suya değişi, suda devinimi ve kürek sesleri ritim ve ezgiyle verilir. Geleneksel el sanatlarından dokumacılık ve bakırcılık da türkü tere yansımıştır. Halı dokuma türküsünde tezgâh; demirci-bakırcı-kalaycı türküsünde ise çekiç sesleri ritmi oluşturur.

Kastamonu’da uzun havaların çoğu ritmik ezgiye bağlanır. Sepetçioğlu ve Yıldız bunlardandır.

Yörede en yaygın usuller 2 zamanlıdan başlar. 4-5 zamanlı ezgiler ve 9 zamanlı ezgilerin değişik tipleri görülür.

3 + 2 + 2 + 2 = 9 + 3 + 2 + 2 = 9, 2 + 2 + 3 + 2 = 9, 2 + 2 + 2 +3= 9

düzenleri yörede yaygındır.

 

kastamonu_folklor_ekibiYörenin Ünlü Türküleri: İndim Dereye Beklerim, Evlerinin Önü Meşedir, Evlerinin Önü Tozluk, Evlerinin önü Nane, Kahvenin Önünde Beyler Bahçesi, Sepetçioğlu, Üç Kız İdik, Toprak Köprü, Şu Dere Aşmak İster, Turna, Çıkabilsem Şu Yokuşun Başına, Köprünün Altı Diken, Geyik, Sabahın Seher Vakti, Yüksek Minare, Çayır Çıktı, Çırdak, Konaklar Yaptırdım, İlgaz’ın Altı, Yeni Kapı, Mehmedim, Kara Koyun, Ayşe, Ocak

Başında Mana, Yel Eser, Hürmüz Gelin, Ördek İsen Göle Gel, Köroğlu, Aşağı İmaret, Topal Koşma, Elpük Yelpük Koşması, Yaş Nane, Varın Bakın, Bismillahi Başlayalım, Sisli Kaya, Çanakkale İçinde Vurdular Beni, Ziller Kismen Kızı, Tiridine, Gıydevanın Kızları, Demirciler, Üç Güzel Oturmuş, Beyler Bahçesi, Kınalı Keklik, Kara Koyun Yayılır, Gökçeoğlu yöreden derlenmiş türkülere, Yıldız, Bülbül, Dağlar da uzun havalara örnektir.

Halk Müziği Araçtan: Tezeneli sazlardan meydan sazı. bağlama, cura yaygındır. Son zamanlarda tambura yanında “bulgari” denilen saz da çalınmaya başlamıştır. Türkiye Radyoları’nda divan sazını ilk çalan Kastamonulu sanatçı Âşık Mümin Meydani’dir. Yurttan Sesler Korosu’nun ilk bağlama sanatçısı İnebolulu Sarı Recep de yine bu yöredendir. Yaygın yaylı sazlar, kemane, kemence ve tırnak kemanesidir. Tırnak kemanesi Türk sanat müziğinde kullanılır. Üflemeli sazların başında zurna gelir. Dilli büyük kavallar, çoban düdükleri de yaygındır. Davul, tef, zil ve kaşık gibi vurmalı sazlar çalınır.

            

Bir Halk oyunu ekibi, yoresel kiyafetleri ile.
Üçüncü figür; yerinde hafif sıçramalar dönmeler ve nihayet diz çökmeler halinde geçip, bunları ayak değiştirmeler takip eder. Sonra da yeniden öbür mısraların oyunları başlar ki, öncekilerin aynıdır ve oyun böylelikle son bulmuş olur.

Dört kişiyle oynanılışında bir kadın – bir erkek ve bir kadın – bir erkek karşılıklı geçerler. Oyunun komutacısı yine içlerinden bir erkek olur. Oyuncuların çöker ve dönerken ayak ve ellerinden çıkardıkları sesler pek hoş olur.

Sepetçioğlu, Kastamonu’nun iki asır kadar evvelki giyimiyle oynanılmaktadır. Erkek kıyafeti şudur: Ceket, yerine çuhadan bir “marka” veya “cepken” giyilir. Marka, kalça hiz’sına kadar iner, ön tarafı açıktır. Ayrıca yelesi yoktur. Kolları dirseğe gelen kısmı, yenler, yan taraflar, etek güzel ve gir’nbah’ (değerli, pahalı) kaytanlarla işlidir. Pantolon yerine “zıbka” vardır ve dar bacaklıdır. Kürek hiz’larına gelen kısım fazlasıyla bol, fakat ön ve arka tarafa toplanık bulunduğundan yanları da o nispette vücuda yapışıktır. Ön ve arkada toplu kalan kısım yine güzel kaytanlarla çizgilendirilmiştir. Pantolonların ön ve arka taraflarındaki örtü yerlerinde de paçalara kadar inen kaytanlar vardır. Zıbkanın üst kısmında bele Tosya işi büyük ve kalın kuşaklar sarılır. Onun üstünde, para cüzdanı gibi meşinden sekiz on gözlü bir silâhlık ve bunun arasında bir saldırma (bıçak çeşidi) olur. Başta, o zamana göre sivri bir al börk, üstünde “çökü” bulunur. Mintanın yakası dik olup, kolları markanın kolundan sarkar, bileklere yapışıktır. Bu da (mintan) Kastamonu alacasından yapılmadır. Ayakta “harpuç” yemeni bulunur.

Kadın giyimi erkekten farklıdır. Kastamonu kadınlarında şalvar giyilmesi âdet değildir. “Uzun Etek” ve “Üç Saçaklı” t’bir edilen ağır Halep kumaşlarından yapılma ipek elbise giyerler. Başta, dört santim eninde ve üzeri altınlarla kaplı bir kızıl börk (fes), onunda arkasında 30 cm. uzunluğunda ve kutru (çapı) 5 cm. kalınlığında püskül vardır. Onun üstünde zülüfleri (saçları) kapatacak surette ve çevresi ipek oyalarla işli “mücessem” vardır. Ayakta “yuvalı kundura” tabir edilen ayakkabının uzun topuklu ve sivri burunlu (bota benzeyen) etrafı l’stikli mest vardır. Birlikte zıplanmalarda bu ayakkabı büyük rol oynar. 
 
GELENEKSEL OYUNLAR:

folklor_bKastamonu halk oyunları yalın görünümlüdür. Bunda kentin göç almaması ve çevre illerle ilişkisinin zayıf olması etkendir. Seyirlik oyunlar ve çocuk oyunları ise öbür illerdeki oyunlara benzer.

Geleneksel Halk Oyunları: Kastamonu ve yöresi zeybek bölgesidir. Kıyı kasabalarındaki oyunlar ise horon et kisindedir. Çevre köylerde davulla oynanan köçek havalarına merkezde rastlanmaz.

Zeybek: Kastamonu’da zeybek, düğün nişan törenlerinde, ulusal bayramlarda, eğlence günlerinde oynanır. Genellikle erkeklerin oyunlarına davul-zurna eşlik eder. Kıyı kasabalarında denize, donanmaya ilişkin sözlerle, devinimlerle oynanan oyunlar da vardır. Kastamonu ve çevresinde zeybeklerin sözlü bölümlerinde oynanmaz. Oyun aralarında davulcular ortaya çıkarak beceri gerektiren değişik devinimlerle tek kişilik gösteriler yaparlar. Bu gösteri oyuncuların dinlenmesine olanak sağlar. Davulcu yerini alırken oyuncular da yeni bir zeybeğe geçer.

Yöre zeybeklerinin en bilinenleri şunlardır: Aşağı tmaret. Ben Tefimi, Beyler Bahçesi, Bütün Çırdak (Çıtırdak, Çığır-dak). Yarım Çırdak, Çeliktendir, Qçekdağ, Dere Bekleyen, Erencik, Genç Osman, Hendek, Heyamola, Kara Kuzu Havası, Karanfil Oyunu, Kınalı Keklik, Mendan, Oturak Havası, Rakı İçtim, Sepetçioğlu, Topal Koşma, Kolbastı, vb.

Bunlardan bir bölümü şöyle oynanır:

Sepetçioğlu Zeybeği: Yörenin en yaygın zeybeğidir. 4-6 kişiyle oynanır. Tüm devinimler yiğitlik gösterisi biçimindedir. Birde öyküsü vardır:

Sepetçioğlu Osman Efe, Araç llçesi’nin Boyalı Bucağı’nda doğmuş, sepetçilikle geçinen bir Yörük gencidir. Bir anlatıya göre, Isfendiyaroğulları soyundan Hamza Bey, başka bir anlatıya göre Rüstem ya da Ali Bey, ağır vergilerle halkı ezmekte, haraca kesmektedir. Bir gün beyin adamları Sepetçioğlu Osman’dan bir haftada 100 sepet yapmasını isterler. Osman, bunun olanaksızlığını anlatırsa da dinletemez. Buyruğa karşı gelmiş sayılarak beye götürülür. Osman koltuğunun altına sakladığı saldırmayla (hançer) beyi öldürür. Yakalanıp zindana atılır. Bir yolunu bulup kaçar. Arac’ın Gülpü Dağı’na çıkar, beyin adamlarıyla tek başına savaşır. Beyin yerine geçen oğlu da halkı ezmektedir. Osman, köydeki sözlüsüyle evlenmiştir. Kastamonu Beyi, Osman’ın yaşlı anasını, karısını yakalatır. Osman gelip teslim olmazsa onları öldüreceğini duyurur. Gizlice beyin odasına giren Osman, anasını, karısını kurtarıp dağa götürür. Beyin adamları ardındadır. Kuşatılan Sepetçioğlu, yiğitçe savaşırsa da anası ve karısıyla birlikte öldürülür.

Bir anlatıya göre ise, beyin kızını kaçırdığı için sarılıp, yaralanmıştır. Kız da isyancı sayılıp hapse atılmıştır. Osman yakalanarak, İstanbul’da yargılanmış ve idam edilmiştir. Başka bir anlatıdaysa Padişah’ın Sepetçioğlu’nu bağışladığı söylenir.

Oyunun tüm devinimleri, Kastamonu uşağının ağırbaşlılığını, uysallığını, yürek bütünlüğünü, kötülerle savaşımını, haksızlıklara karşı çıkarak ölümü bile göze almasını simgeler.

Oyun üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde türkü söylenerek yürünür. Sonra ağır, zaman zaman karşılıklı oyunlar oynanır. İkinci bölümde türkü sürerken oyun durur, sonra yeniden başlar. Bu bölümde diz kırmalar, sekmeler, el vuruşlar çoktur. Üçüncü bölüm yine türküyle başlar, karşılıklı el vurmalar, sekmeler, yerde yapılan devinimlerle sürer. Oyunun türküsü şöyledir:

Sepetçioğlu bir ananın kuzusu

Hiç gitmiyor yüreğimden efem de sızusu vay vay

Böyleymiş alnımızın yazısu

Yassıl dağlar yassıl aslan efem de geliyo haydah

Gidelim Kışla önüne aşağı

Salıvermiş ince belden kuşağı

Yaman olur Kastamonu uşşağı

Yol verin efem dumanlı dağlar oy

Yaslan Sepetçioğlu dağlara yaslan

Laleli çimenli dağlara yaslan

Analar doğurmaz sen gibi aslan

Eğil dağlar eğil efem de geliyor haydah

Seslen Sepetçioğlu efece seslen

Laleli çimenli dağlara yaslan

Analar doğurmaz sen gibi aslan

Yassıl dağlar yassıl Osman efem de geliyor

vay vay (…)

Çırdak (Çıtırdak, Çığırdak): Erkek oyunudur. Devinimler Sepetçioğlu Zeybeği’ne benzer. Türküsü de vardır. Küre ilçesinin Çırdak Köyü’ne yapılan bir baskın olayı üstüne yakılmıştır. Üç bölümden oluşan oyunun bolüm başlangıçları türkülüdür. Zeybeklere özgü sekmeler, el vurmalar, diz vurmalar, ortaya geliş gidişler biçiminde oynanır. Türküsü şöyledir:

Şu Çırdaktan da baskun geliyor

Aman baskun da değil dostun geliyor

Kaygusuz avrat, hepdeyive kaygusuz avrat

Şu çırdaktan da gece meçe geçtim

Aman garlı buzlu sular mular içtim

Saygusuz yarim,hop deyiveıkaygusuz yarim

Nazlı yardan aman tez mi geçtin

Yuvarlağım toparlağım da kak gidiverdim

Cıvarayı feneri de yak gidiverelim

Kaygusuz yarim

Şu çardağın ekinleri

Aman top top olmuş da kakülleri

Saygusuz yarim hop deyive kaygusuz

… yarim

SEYİRLİK OYUNLAR, ORTAOYUNLARI

Kastamonu’da seyirlik oyunlar ve ortaoyunları kına gecelerinde, asker uğurlama törenlerinde oynanır. Hayvanları, meslekleri simgeleyen oyunlar halkı güldürüp eğlendirmeyi amaçlar. Kumar, Arap, Leylek, Bahar Çalgısı, Ramazan Hocası, Tütün Kıyma, Duvar örme. Kolan Dokuma gibi oyunlar aynı zamanda halkın yaşama biçimini yansıtır. Köçek ve Heyamola da müzikli seyirlik oyunlara örnek gösterilebilir.

Köçek: İki kişinin karşılıklı oynadığı bu oyunda, erkek oyunculardan biri kadın kılığına girer, yüzünü boyayarak bir peşkir takar, eteklik giyer. Kadınca davranışlarla seyredenleri güldürür.

Heyamola: İnebolu ve çevresinde Deniz Bayramı eğlencelerinde erkeklerin oynadığı oyunlardandır. Bir grup, yerde halka oluşturur, öbürleri onların omzuna çıkarak kule yaparlar. Kule kimi kez üç kata yükseltilebilir. Beceri isteyen oyunda oyuncular kuleyi kurduktan sonra müzikle sağa sola sallanarak oynarlar. Oyunun sözleri şöyledir:

Solo: Bismillahi başlayalım Koro: Helessahelessa

Solo: Ayva turunç taşlayalım Koro: Helessa yelessa Solo: Biz bu işi nişleydim

Koro: Helessa yelessa Solo: Bu yıl burda gışlayalım

Koro: Helessa yelessa

Heyamola yessa yessa

Mola heyamo

Ya mo heyamo

Mola heyamo

Helessa sellim yessa yessa yessa

Şeytan Çık: Oyunda bir hoca, yardımcısı, şeytan ve üç köylü vardır. Geniş bir alanda ya da köy odasında oynanır. Hocaya sakal takılmış, sırtı yastıkla kamburlaştı-rılmıştır. Yardımcısı güçlüdür, önünde su dolu bir kova vardır. Şeytan daha çok oyunu bilmeyenlerden seçilir. Hoca ortaya gelerek, daha önce oyunlar oynamış seyircilere “Hemşehriler, bir oynadınız, iki oynadınız, üç oynadınız. Bakıyorum oyunlarınız oyun değil! Hele bana bunun nedenini sorun söyleyeyim. Arkadaşlar vakit geçti, sebebini anlatayım. Darılmayın ama içinizde bir şeytan var” der. Köylüler bakınırlar. Biri bağırır: “Hoca öyleyse bu şeytanı sen ortaya çıkar”, öbürleri de ona katılır, şeytanı bulmasını isterler. Hoca, seyirciler arasında gezinir, birkaç kişinin sırtını yoklar. Sonunda birini kolundan tutup alanın ortasına çeker, oturtur. Ceketini çıkararak, bir kolunu başına geçirir. Seyirciler gülüşürken, kulağına “Anaların doğuramadığı, babaların besleyemediği, ninelerin beleyemediği benim kulunum, tayım. Ben sana ‘Şeytan çık’ dediğimde ‘Çıkmam’ diye bağır” der. Şeytan bunu kabul eder. Hoca sağını solunu göremeyen şeytana bağırır: “Şeytan Çık”, şeytan, “Çıkmam” der. Bu birkaç kez yinelenir. Bunun üzerine hoca üç kez ıslık çalar. Elinde su dolu kovayla bekleyen adam, ceketin kolundan suyu döker. Şeytan yerinden fırlar, kendiliğinden ortaya çıkmış olur. Seyirciler gülüşür.

Çocuk Oyunları: Kastamonu ve çevresindeki oyunlar öbür illerdeki oyunlara benzer. Erkek çocukların oynadığı cin kuyusu, ellebaş, geldi göçen, minder, çiydem, ateş oyunları, avcılık, askerlik, bezirgan başı, köse, esnaf, düğün, tuz yükü; kız çocukların oynadığı elhop kayası, çevirmeli elhop, bilye, dana, kuyu kayası, üç ve dokuz taş, takt ak, sobe takt ak. gibi oyunlar kimi ayrılıklarla öbür illerde de görülür. Bunlardan biri de Kastamonu’da “Köylen” denilen değnek oyunudur.

Köylen: 5-6 kişiyle oynanır. Oyunda herkesin bir sopası vardır. Bir de ağaçtan bir top kullanılır. Her oyuncu için topun sığabileceği büyüklükte çukurlar açılır. Biri ebe seçilir. Ebe, topu çukurlardan birine sokmaya, öbürleri de ellerinden geldiğince uzaklaştırmaya çalışırlar. Top kimin çukuruna girerse o ebe olur. Oyun böylece sürdü

Bu sayfa Kastamonu Halk oyunlarını tanıtmak amacıyla Numan Ayanoğlu tarafından düzenlenmiştir